YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6211
KARAR NO : 2007/7677
KARAR TARİHİ : 18.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.7.2004 gününde verilen dilekçe ile hasılat kirasından kaynaklanan muarazanın men’i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, düzenlemesi Borçlar Kanununun 270 ve devamı maddelerinde yapılan hasılat kira ilişkisine dayalı kiracılık sıfatının tespiti ile muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki 19.2.2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde sürenin 1.8.2002 tarihinde sona ermesi kararlaştırılmış, taraflarca fesih ihbarında bulunulmadığından Borçlar Kanununun 287.maddesince akit seneden seneye yenilenmiştir.
Gerçekten, dosya arasında yer alan ve davalı … elemanlarınca düzenlenen muhtelif tarihli tutanaklardan davacının sözleşmenin 6, 19, 20 ve 26 maddelerine aykırı davrandığı, bu aykırılığın giderilmesinin davalı … tarafından davacıdan istendiği, sonuçta da davalı … encümenince 24.6.2004 tarihinde sözleşmenin fesh edildiği görülmektedir. Dava 13.7.2004 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikle belirtilmelidir ki, akte aykırılık yoğun olarak sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2001 yılında saptandığı halde davalının sözleşmeyi 2004 yılında fesh etmiş olması Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde hükme bağlanan dürüst davranma kuralları ile bağdaşmaz. Kaldı ki, kiralayanın fesih hakkını düzenleyen Borçlar Kanununun 289.maddesi fesih için kiracının borçlarına önemli ölçüde aykırı davranmasını ve durumun kiralayan tarafından ihtar edilmesini yeterli kabul etmemiş, Borçlar Kanununun 106.maddesine paralel olarak “borca aykırılığın giderilmesi için ayrıca borçluya (kiracıya) uygun bir mehil” verilmesi koşulunu da getirmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacının akte aykırılığın saptanıp ihtar edilmekle beraber akte aykırılık giderilmek üzere borçluya ifa için münasip bir mehil tanınmadığından davanın kabulünde yasaya aykırılıktan söz edilemez.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 18.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.