YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6989
KARAR NO : 2007/12438
KARAR TARİHİ : 23.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 28.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve duruşmasız olarak davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … … ile davalı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece kanıtlanmadığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların
imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Somut olaya gelince;
Davalının taraf olduğu “Sözleşme” başlıklı 14.4.1994 tarihli akitde davalı çekişme konusu 24 parsel sayılı taşınmazın satışını veya satış vaadini vekili olduğu … … oğlu davacı … adına yapacağını kabul etmiştir. Sözleşmenin imza ve içeriğine davalı tarafından yargılama aşamasında itiraz yöneltilmemiştir. Az yukarıda sözü edildiği üzere, anılan sözleşme karşı tarafın imzasını taşıyan, uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber davacının varlığına dayandığı işlemi doğrulayan yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgedir. Nitekim, davacı HUMK.nun 292.maddesinden yararlanılarak tanıklarını da dinletmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, dayanılan 14.4.1994 tarihli yazıl delil başlangıcı niteliğindeki belge ve dinlenen tanık sözleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir hükme varılması gerekir.
Yanılgılı değerlendirmeye dayalı karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 bent gereğince davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 500,00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 23.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.