Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/6994 E. 2007/8502 K. 29.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6994
KARAR NO : 2007/8502
KARAR TARİHİ : 29.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 8.1.2002 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen davada temliken tescil veya alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne, birleşen temliken tescil davasının reddine, alacak davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 13.6.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar (k.davalılar) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çapa bağlı taşınmaza haksız elatmanın kal suretiyle önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Birleştirilen davada Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanılarak temliken tescil isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece temliken tescil isteminin reddine asıl davanın kabulü ile 20.220.42 YTL. malzeme bedelinin davacılardan tahsil edilerek 555 ada 3 parsel üzerindeki yapının kal suretiyle davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü asıl davanın davacıları temyiz etmiştir.
Mülkiyet hakkı, eşya üzerinde sahibine geniş yetkiler tanıyan mutlak bir haktır (TMK.m.683-778). Gerçekten, Türk Medeni Kanunu’nun 683.maddesi mülkiyet hakkı malikine iki türlü yetki tanımıştır. Bunlar; eşyayı yasal sınırlar içinde dilediği gibi kullanma, yararlanma, tasarruf etme yetkisi ve yapılan tecavüzlere karşı eşyayı koruma yetkisidir. Eşyaya karşı haksız elatma varsa malik, istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açarak haksız tecavüzün sonlandırılmasını isteyebilir. Eldeki davada davacıların isteminin dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 683.maddesidir. Arazi maliki “her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava” edebilir. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu’nun 722/3 maddesince arazi maliki malzemenin sökülme gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere malzemenin sökülerek arsanın yapıdan evvelki haline getirilmesini talep edebilir. Ancak bunun için arazi üzerinde onunla sıkı sıkıya bağlı bir inşaatın bulunmaması, yapının arazi sahibinin rızası dışında yapılmış olması, inşaatın sökülmesinin aşırı bir zarara sebebiyet vermemesi, arazi malikinin de malzemenin sökülerek arsanın inşaattan evvelki haline getirilmesini istemesi gerekir (TMK.m.722/3). Bunun dışında arazi malikinin haksız inşaattan dolayı uğramış olduğu zararlar varsa haksız fiile dayanarak bunların da malzeme malikinden istenmesi olanaklıdır. Diğer taraftan, yapının yıkımının aşırı zarara yol açması arazi sahibinin de malzeme ile ilgili tazminat miktarını ödeyemeyecek durumda olması halinde arazi maliki arsanın mülkiyetinin, bedeli karşılığı malzeme malikine geçirilmesini isteyebilir (TMK.m.724 ).
Somut olayda, birleşen davanın davacısı çapa bağlı taşınmaza bina yaparak elattığından kötüniyetli kabul edilmesi ve mülkiyet hakkı sahibi davacıların davalarının kabulünde bir yanılgı yoktur. Ancak, mülkiyet hakkı sahibi davacılar elatmanın önlenmesi istemi dışında yapının yıkımını da talep etmiştir.
Gerçekten, arazi sahibinin yapılan inşaatın kaldırılmasını istememesi veya talep etmesine rağmen aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde arazi malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden bu zenginleşmeye karşılık taşınmaz malikinin malzeme malikine muhik bir tazminat ödemesi gerekir.
Türk Medeni Kanununun 723.maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir. Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder. Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olamayacağından burada her olayın özelliğine göre hakimin Türk Medeni Kanununun 4.maddesinin kendisine tanıdığı takdir yetkisini kullanması,
bilirkişi raporu ile bağlı kalınmayarak somut olayın ve tarafların özellikleri ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerel özellikler ve özellikle tarafların yarar ve zarar dengelerini dikkate alarak davacıya ödenmesi gereken tazminatı takdir etmesi gerekir.
Dava konusu olayda bilirkişi düzenlediği 13.2.2002 günlü raporda binanın dava tarihindeki rayiç değerini bulmuştur. Oysa az yukarıda sözü edildiği üzere mülkiyet hakkı sahiplerinin malzeme malikine ödemesi gereken tazminat levazımın en az kıymeti yani arazi maliklerinin mülkiyetindeki arsa üzerine yapılan binanın malikler için arz ettiği “subjektif” değerdir. Mahkemece takdir yetkisi kullanılarak bulunacak değerin tazminat olarak hüküm altına alınması yerine arazi maliklerinin malzemenin dava tarihindeki rayiç değeri ile sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.