Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/7375 E. 2007/8423 K. 27.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7375
KARAR NO : 2007/8423
KARAR TARİHİ : 27.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.08.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dayanılan satış vaadi sözleşmesinde satışı vaad olunan bağımsız bölüm olmasına rağmen kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığından bu haliyle geçersiz olan sözleşmeye dayanılarak mülkiyet aktarımı istenemeyeceği nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bulunup bulunmadığı tartışılabilir ise de, davacının dayandığı 10.02.2004 tarihli noterlikçe düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmesi mahkemenin kabulünün aksine biçim koşullarına uygun yapıldığından geçerlidir.
Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
10.02.2004 günlü satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde davalı vaad borçlusunun davacı vaad alacaklısına «…25 parselde kayıtlı 13.842 m2 yüzölçümlü bu yerde bulunan sahibi olduğu 1. kat dükkân ve üstünde olan iki adet dairenin bir dairesi yani dükkânın üstü olan zemin katta bulunan bir adet daireyi…» satmayı vaad ettiği görülmektedir. 25 parselin tapu kaydında ise, davalı vaad borçlusuna ait 534/41760 pay bulunmaktadır.
Borçlar Kanunun 18. maddesi uyarınca bir akdin şekil şartlarının tayininde iki tarafın gerek sehven gerek akitteki gerçek maksatlarını gizlemek için kullandıkları sözlere ve isimlere bakılmayarak onların hakiki ve müşterek maksatlarının ne olduğunu aramak gerekir. Sözleşme bu açıdan incelenirse davalı vaad borçlusunun hakiki maksadının 25 parsel üzerindeki bir adet daireyi bağımsız bölüm niteliği ile davacıya satmak değil, tapu kaydında maliki olduğu hissenin bir bölüm mülkiyetinin satılan bağımsız bölüme karşılık davacıya geçirmek olduğu açıkça görülür. Uyuşmazlık bu şekilde yorumlanınca sözleşmenin ifa olanağı bulunduğu da tartışmasızdır. Zira tapuda kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadan bağımsız bölüm satışından söz edilemez.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılması gereken iş; satışa konu sözleşmede tarif edilen bağımsız bölüme karşılık gelen bilirkişilerin bulduğu arsa payını davacı adına tescil etmekten ibarettir.
Değinilen yönler göz ardı edilerek istemin somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.