Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/7516 E. 2007/8414 K. 27.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7516
KARAR NO : 2007/8414
KARAR TARİHİ : 27.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.08.2006 gününde verilen dilekçe ile mera komisyon kararının iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mera komisyonu tahsis kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava süresinde açılmadığı gibi davalı köyün nüfus ve hayvan sayısı itibariyle meraya ihtiyacı bulunduğu nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı hazine temyiz etmiştir.
4342 sayılı Mera Kanunu’nun 21 nci maddesi son fıkrasında ” Tahsis kararında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve bunlara karşı dava açılamaz ” hükmü bulunmaktadır.
Mera Kanunu m.3/j ‘deki tanım uyarınca tespit; ” Bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesi “dir. Kısaca ileride mera olarak tahsis edilecek bir yer 5.madde hükmünce mera kaynağı kapsamına alınmışsa, yapılan bu işlem bir tespit işlemidir. O nedenle kanundaki “tespitlerden önceki hukuki sebepler” sözcüğü ile anlatılmak isteneni ” o yer mera kaynağı kapsamına alınamaz, özel mülkiyete konu olan bir yerdir” şeklinde anlamak, 21nci maddenin son fıkrasında 5 yıl içinde açılabileceği hükme bağlanan davaların mülkiyet iddiası ile o yerin mera kaynağından çıkarılması amacıyla açılacak dava olduğunu kabul etmek gerekir.
İptali istenen mera komisyon kararı 10.02.2006 tarihlidir. Dava ise 24.08.2006 tarihinde açıldığından, hazinenin mülkiyet iddiası ile açtığı ve dava konusu taşınmazların mera kaynağından çıkarılmasını istediği davanın 5 yıllık süre içinde açıldığının kabulü gerekir. Mahkemece bu saptama bir yana bırakılarak davanın 30 günlük askı ilan süresi içinde açılmadığından söz edilmesi suretiyle reddi doğru olmamıştır.
Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
4342 sayılı K.m.5’e göre mera kaynakları;
a-Kadimden beri mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılan yerler ile aynı amaçla kullanılmak üzere köy ve belediyelere tahsis ya da terk edilen yerler,
b-Devletin hüküm ve tasarrufunda veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanabileceği anlaşılan yerler,
c-Mera, yaylak ve kışlak olarak kullanılmak amacıyla kamulaştırılacak yerler,
d-Tapu kayıtlarında mera, yaylak ve kışlak olarak görünen ve halen işgal edilen yerlerdir.
Gerçekten; mera komisyonunca ihtiyaç duyulması halinde Devletin hüküm ve tasarrufunda veya hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera olarak yararlanılabileceği anlaşılan yerler mera kaynağı kapsamına alınabilir. Ancak mera kapsamına alınması düşünülen bu gibi yerler için 4342 sayılı Mera Kanununun 9. maddesi uyarınca tespit ve tahdit çalışmalarından önce Maliye Bakanlığından izin alınması gerekir.
Mahkemece değinilen bu husus araştırılarak sonucuna uygun hüküm kurulması yerine davanın eksik inceleme ve araştırmayla reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.