YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7739
KARAR NO : 2007/9141
KARAR TARİHİ : 10.07.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.2.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.1.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Tapulama sırasında 4220 metrekare yüzölçümündeki 53 parsel sayılı taşınmaz çayır niteliği ile eklemeli kazandırıcı zilyetliğe dayanılarak davalı köy yararına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı hazine 53 parselin çayır niteliğinde mera olduğunu, köy adına olan kaydın iptali ve hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece istek hüküm altına alınmış, 53 parselin diğer özellikleri aynı kalmak koşuluyla hazine adına tesciline karar verilmiştir.
4342 sayılı Mera Kanununun 3.maddesi hükmünce çayır; taban suyunun yüksek bulunduğu veya sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanılan yerlerdir. Çayır, özel mülkiyete konu teşkil edebileceği gibi kamu malı niteliği de (mera) gösterebilir. Çayır olan bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için o yerin ya kadimden beri o amaçla kullanılan bir yer olması veya tahsis edilerek bir veya birden fazla köy ve belediye tarafından kullanılması gerekir. Kısaca ifade etmek gerekir ise, çayır niteliğindeki bir yer mutlaka kamu malı olan mera demek değildir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülürse, taşınmazın 1954 yılında yapılan tapulamasında davalı köye ait çayır niteliğinde olduğu saptanmış köyün özel mülkü olarak tespiti yapılmıştır. Ziraatçı bilirkişi taşınmazın halen tarım taşınmazı özelliği gösterdiğini, mahalli bilirkişiler de kamu malı olmadığını ifade etmiştir. Şu hali ile dava konusu taşınmaz kamu malı özelliği göstermeyen ve davalı köyün zilyetlikle tasarrufunda bulundurduğu yerlerden olduğundan açılan dava reddolunmalıdır.
Mahkemece değinilen bütün bu hususlar göz ardı edilerek salt taşınmazın niteliğinin tapu kaydında “çayır” yazılması nedeniyle davanın kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; davacı hazinenin 53 parselin mera olduğu yolundaki iddiası hüküm altına alındığından taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesince yüzölçümü hesaplanarak özel siciline mera vasfı ile kaydı gerekirken hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi de yanlıştır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 10.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.