YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7757
KARAR NO : 2007/13673
KARAR TARİHİ : 08.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.3.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 2.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 6.11.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. ile karşı taraftan davalı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, dava konusu 1108 parsel sayılı taşınmazın 1960 yılında yapılan tapulama sırasında Yenihisar Köyü Tüzel Kişiliği’ne ait olduğu belirtilmek suretiyle “mera “ olarak sınırlandırıldığını; Ancak, taşınmazın tapuda “mera” vasfı ile Yenihisar Belediyesi “ adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın “ mera “ niteliği ile özel siciline yazılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kesin hüküm ve Mera yasasının geçici 3. maddeleri uyarınca reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 1108 parsel sayılı 539 hektar 8100 metrekare yüzölçümlü taşınmaz 1960 yılında yapılan tapulama sırasında tapu kaydının olmadığı Yenihisar Köyünün 35- 40 seneden beri otlakiyesi olarak zilyet ve tasarruf edildiği belirtilmek suretiyle mera olarak sınırlandırılmıştır. Orman İdaresinin kadastro tespitine yaptığı itiraz neticesinde ise, Söke Tapulama Hakimliğinin 1965/253 Esas 1968/138 Karar sayılı ilamı ile itirazın reddine tespit gereğince Yenihisar Belediyesi adına mera olarak tespitine karar verilmiş; Ne var ki ; bu karardan sonra “mera “ niteliği ile Yenihisar Belediyesi adına tapu kütüğüne tescil edilmiştir.
Hazinenin 1108 parsel sayılı taşınmazın “mera” vasfında olduğu ve tapu kütüğüne tescilinin gerekmediğinin tespiti istemiyle Yenihisar Belediyesi aleyhine açtığı davaya, Asliye Hukuk Mahkemesince Hakem sıfatıyla bakılarak davanın reddine karar verilmiş (… Asliye Hukuk Mahkemesi 1996/60 Esas, 1997/34 Karar) bu karar aleyhine Hazine tarafından yargılamanın iadesi istemiyle açılan dava ise, yargılamanın iadesi nedenleri bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. ( … Asliye Hukuk Mahkemesi 1999/193 Esas, 2002/314 Karar )
Taraflar arasındaki ihtilafın halli için öncelikle yukarıda açıklanan kararların kesin hüküm teşkil edip etmediğinin irdelenmesi gerekir.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm H.U.M.K.nun 237 maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için; dava konusunun diğer bir anlatımla dava ile elde edilen sonucun aynı olması, dava sebebinin, yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması ve davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
… Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/60 Esas 1997/34 Karar sayılı dosyasındaki istem; mera vasfında olan taşınmazın mera özel siciline yazılması gerektiği ve tapu kütüğüne tescilinin gerekmediğinin tespiti istemine ilişkindir. Eldeki davadaki istem ise; tapu kaydının iptali ile özel sicile yazılması isteğine ilişkindir. Her iki davada, davanın konusu , tarafları aynı olmakla birlikte dava sebebinin aynı olduğundan söz edilemez. Bu nedenle, yasal koşulları oluşmadığı halde davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Öte yandan; Mera Kanunun geçici 3. maddesindeki koşulların çekişmeli taşınmazda gerçekleşip gerçekleşmediğine gelince;
4342 sayılı Mera Kanununa geçici 3. madde 5178 sayılı kanunla 27.5.2004 tarihinde eklenmiş, yasada 5334 sayılı kanunla 20.4.2005 tarihinde değişiklik yapılmıştır. Gerçekten, eldeki davaya uygulanması zorunlu 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesi uyarınca Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın Hazine adına tescili mümkündür. Bundan ayrı Hazine adına tescili gereken taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder.
Yukarıda yazılı 5178 ve 5334 sayılı kanunlar gereğince tescil talep edilebilmesi için şu üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar; taşınmazın 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde kalan belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalması, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi ve mera olarak kullanımının mümkün olmamasıdır. Şayet bu üç koşul birlikte gerçekleşmiş ise, öncesi mera olan taşınmazın tahsis amacının değiştirilerek Hazine veya ilgili Belediye ya da kamu kurum ve kuruluşları adına tescili olanaklı hale gelir. Bu koşullardan bir veya bir kaçı olmaksızın öncesi mera olan bir taşınmazın tahsis amacı değiştirilerek Hazine veya Belediye adına tesciline olanak yoktur.
Yapılan keşif sonucu alınan ziraatçı bilirkişi raporunda , dava konusu taşınmazın 4342 sayılı yasanın 3/d ve 5/d maddelerinde tanımlanan mera tanımına uyduğu ve halen mera vasfını koruduğu , sanayi sitesinin ve başka yapıların taşınmaz üzerinde bulunmasının mera vasfını değiştirmediği ve yapıların terk edilmesinden sonra eski özelliğine döneceği belirtilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, somut olayda “ yerleşim yeri olarak işgal edilme” ve “ mera olarak kullanımının teknik açıdan mümkün olmama “ koşulları gerçekleşmemiştir.
Tüm bu açıklamalardan sonra; dava konusu taşınmazın evveliyatının mera olduğu, taraflar arasında H.U.M.K.nun 237 maddesinde açıklandığı üzere kesin hüküm bulunmadığı ve 4342 sayılı Mera Kanununun 5334 sayılı yasa ile değişik 3. maddesinde yazılı koşulların davalı … yararına gerçekleşmediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 500.00Y.T.L Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.