Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8074 E. 2007/8833 K. 05.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8074
KARAR NO : 2007/8833
KARAR TARİHİ : 05.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.4.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim ve soyisim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
… de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 244 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kaydında … oğlu … yazılı isminin “… oğlu …” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyize getirmiştir.
Dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre davacının soyisminin “Kazakfakıoğlu” iken 1974 yılında hükmen “…” olarak değiştirildiği ve Kilis Merkez … mahallesi 35 hanede “…; … oğlu” olarak kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Çekişmeli 244 ada 6 parsel sayılı taşınmaz 15.3.1974 tarihinde kadastro ile … oğlu … adına kayıtlıdır. Bu taşınmazın kadastro beyannamesinde taşınmazın tapu kaydının bulunmadığı, senetsiz olup 1938 tarih 22 tahrir numaralı vergi kaydı ile … oğlu … adına kayıtlı olduğu, bu kişinin ölü olduğu mirasçılarının bilinemediği ve yapılan incelemede esasen bu kişinin … oğlu … olduğu açıklanarak 3.5.1973 tarihinde bu kişi adına tesbiti yapılmış ve beyanlar hanesine de “… oğlu … ölüdür” şerhi yazılmıştır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Nüfus Müdürlüğünce davacının nüfusa kayıtlı olduğu hanede, … oğlu … isimli kayıt bulunmadığı bildirilmiş ise de, tapu maliki ile aynı ismi taşıyan kişinin taşınmazın bulunduğu … mahallesi nüfus kayıtlarının tümüyle taranarak bulunup bulunmadığının araştırılma gerekir. Diğer yandan, Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile … mahallesinde … oğlu … isimli şahsın bulunup bulunmadığı araştırılmamış, kaydın beyanlar hanesinde yazılı olan tesbit malikinin davacı ile aynı kişi olup olmadığı ve bu şerhin yazılma nedeni soruşturulmamıştır. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar bu taşınmazın davacıya atalarından kaldığını söylemişlerdir. O halde, kadastro tesbitine dayanak alınan vergi kaydı istenmeli, yukarıda açıklanan ilkeler ve eksiklikler uyarınca nüfus müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılığı kanalı ile araştırma yapılmalı, davacının baba ve varsa dede hanesinden itibaren nüfus aile kayıt tabloları getirtilmeli, tanıklara tesbit malikinin ölü olduğuna dair şerhle ilgili bilgileri sorularak açıklattırılmalı ve bundan sonra mülkiyet nakline yol açmayacak şekilde sonuca gidilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz tanık beyanlarına dayalı olarak karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 5.7.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.