Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8283 E. 2007/10332 K. 18.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8283
KARAR NO : 2007/10332
KARAR TARİHİ : 18.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 19.8.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.9.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.9.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murisleri … ile davalı arasında noterde 9.5.1984 tarihinde düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 566 ada 6 parsel numaralı taşınmazın 1/3 payının satışının vaad edildiğini, bedelin ödendiğini belirterek tapu kaydının iptali ile 1/3 payın adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gibi sözleşmenin ifa olanağının da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 1/3 payın davacılar adına tesciline karar verilmiş olup hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213, Türk Medeni Kanununun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükümleri uyarınca, noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak veren sözleşmelerdir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır.
Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyet) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak, elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa iştirak bozulmamak kaydıyla satıcı elbirliği ortaklığının payının, alıcı elbirliği ortağının payına ilave edilmek suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır.
Yukarıda açıklananlar doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde, davacıların tescil isteğinin dayanığını oluşturan 9.5.1984 tarihli sözleşme, noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerlidir. Ne var ki, dava konusu 566 ada 6 parsel numaralı taşınmaz satış vaadinde bulunan ,,, “,,, kızı ,,,” adına kayıtlıdır. Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/1427 E. 1981/386 K. sayılı veraset ilamına göre de, tapu maliki … 15.8.1971 tarihinde vefat etmiş olup mirası …, … ve satış vaadinde bulunan …’ye intikal etmiş olup, satış vaadinde bulunan davalının murisi adına kayıtlı olan taşınmazda, davalı dışında mirasçılarında hak ve hisseleri bulunmaktadır.
Az yukarıda açıklandığı üzere, bu halde iştirak hali çözülmediği, bir başka anlatımla paylı mülkiyete geçirilmediği sürece, elbirliği ortaklığı dışında bulunan davacılar yönünden sözleşmenin ifa olanağı yoktur. Açıklanan nedenle davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 18.9.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.