YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8513
KARAR NO : 2007/9211
KARAR TARİHİ : 11.07.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.4.2006 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun’un 668.) inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca ‘ Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde,kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür…’
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle ;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar, davalıların kadim su arkını kapattıklarını, kendilerine ait 159 Ada 2 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait 159 Ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine mecra hakkı kurulmasını istemişler, mahkemece davanın kabulüne, 159 Ada 1 parsel sayılı taşınmaz aleyhine mecra hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü mecra hakkı kurulan parsel maliki olan davalı temyiz etmiştir.
Az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca mecra hakkı kurulması için öncelikle taşınmazın ihtiyacının bulunup bulunmadığının saptanması zorunludur. Bu bakımdan jeolog bir bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılarak davacıya ait parselden su ihtiyacını karşılamak üzere kuyu açma olanağı bulunup bulunmadığı taşınmazın bu şekilde sulanıp sulanamayacağını belirlemek gerekir. Şayet su ihtiyacı anlatılan biçimde karşılanabilecekse davacının mecra gereksinimi de olduğundan söz edilemez. Davacının su ihtiyacının bu şekilde giderilemeyeceği sonucuna varılırsa bu takdirde ziraat mühendisi bilirkişinin görüşünden de yararlanılarak taşınmaz ve çevresi birlikte değerlendirilip davacının sulu tarımdan vazgeçilmez yararı olup olmadığı saptanmalı, böylelikle mecra ihtiyacı duraksamasız açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.