Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8549 E. 2007/10296 K. 17.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8549
KARAR NO : 2007/10296
KARAR TARİHİ : 17.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 1.9.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 724. maddesi uyarınca açılan temliken tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava red edilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesi ile Yasanın taşınmaz mülkiyetinin içeriğini belirleyen 718. maddesine istisna getirilmiş ve bazı koşulları gerçekleşmesi halinde zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilerek yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmazı mülk edinme olanağı tanınmıştır.
Somut olayda, dava konusu 36 parsel sayılı taşınmazın kadastrosu 9.6.1994 tarihinde kesinleşmiş, dava ise 16.3.2007 tarihinde açılmıştır. Tanıklarında doğruladığı iddia şekline göre, 36 parsel üzerindeki bina 1998 yılında yapılmıştır.
Dosyada yer alan 36 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydının incelenmesinden kaydın 21.06.2005 de intikal yoluyla dava dışı Bekir Şahin’e geçtiği, onun aynı tarihte satışı sebebiyle kayda torunu davalı …’in maliki olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanan bina sahibinin kişisel hakkını inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona yada onun külli haleflerine karşı ileri sürmesi mümkün ise de, davacı vekili 18.11.2005 tarihli dilekçesinde davalıya yapılan satış işleminin davacının Türk Medeni Kanununun 724. maddesi ile kazandığı hakkı bertaraf kastıyla gerçekleştiğini, muvazaalı satış olduğunu ileri sürdüğünden bu hususun da
incelenip değerlendirilmesi gerekir. Diğer yandan, bilirkişice binanın % 65 fiziki oranda tamamlandığı, ancak içerisinde ikamet edildiği belirtilmiştir. Rapora göre orta yerde tamamlanmış bir bina olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, çekişmenin esasını yukarıdaki vurgulamalar dikkate alınmak suretiyle incelemek ve sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir. Bütün bu hususlar üzerinde durulmaksızın istemin hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.