YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/866
KARAR NO : 2007/2857
KARAR TARİHİ : 19.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 11.10.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince; davacı genel yola bağlantısı olmayan 127 parsel numaralı taşınmazı için batı bitişiği 128 parsel numaralı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini istemiş, istemin kabulü üzerine, hüküm, 128 parsel numaralı taşınmaz maliki davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çevre yollara irtibatı sağlayacak genişlikte pafta getirtilmediği için davacı taşınmazına uygun olabilecek seçeneğin temyiz sırasında denetimi mümkün bulunmamaktadır. Üzerinde inceleme yapılabilecek uygun kroki 23.01.2006 tarihli … tarafından çizilen krokidir.
Mahkemece, geçit yeri olarak kabul edilen “A” harfli yer batı istikametinde bu krokide parsel numarası verilmemiş ise de, bilirkişi raporuna itiraz eden davalı …’nın dilekçesi eki ile dosyaya sunulan kadastro plan örneğine göre 190 parsel numaralı taşınmaza ulaşmaktadır. Teknik bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide ise 128 parselin batı cephesinde kuzey-güney istikametinde uzanan bir yolun varlığı işaret edilmiştir. Keşif yerinde yerel bilirkişi ve tanık hazır edilmediğinden gerek dava konusu taşınmazın ve gerekse çevre parsel sayılı taşınmazların uyuşmazlık çıkana kadar genel yolla irtibatlarının ne şekilde sağlandığı da sorulamamıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kırsal alanda bulundukları anlaşılan davacı parseli ve çevre taşınmazların ve bu arada özellikle 126, 128, 130 ve 129 parsel numaralı taşınmazların genel yola bağlantılarının ne şekilde olduğu yerel bilirkişi hazır edilip, mahallen incelenip, bilgiler alınarak denetimi sağlar biçimde haritaya da işaret ettirilmesi gerekir. Bundan ayrı, keşiften önce çevredeki en yakın genel yoldan dava konusu taşınmaza kadar olan bölgeyi içine alacak kadastro paftası da getirtilip dosya arasına alınarak yol durumunun kadastrol açıdan da denetimli hale getirilmesi gerekir. Bütün bunların yapılmasından sonra 128 parsel sayılı taşınmaz batısından geçen ve bir genel yola ulaşan kadastrol yolun varlığı halinde önceki hüküm gibi “A” işaretli bölümün geçit yeri olarak hüküm altına alınmasında bir sakınca olmayacaktır. Bütün bu açıklanan hususlar yerine getirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.