Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/8756 E. 2007/9755 K. 11.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8756
KARAR NO : 2007/9755
KARAR TARİHİ : 11.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davaclar vekili tarafından, davalı aleyhine 3.3.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu’nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar davalı Hazine adına kayıtlı 523 Ada 8 parsel sayılı taşınmazın 16.4.1987 tarihli tapu tahsis belgesi ile murisleri adına tahsis edildiğini, tüm edimlerin yerine getirildiğini, davalı adına tapunun iptali ile adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyada mevcut tapu tahsis belgesine ilişkin işlem dosyası incelendiğinde; olayda , hukuken geçerliliğini yitirmemiş tapu tahsis belgesi bulunduğu sabittir.Eskişehir Belediye Başkanlığının 28.7.1992 tarihli yazısına göre; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda ıslah imar planı çalışmaları yapılmamış, imar planı 14.8.1989 tarihinde Belediye Meclis kararı ile onaylanmıştır. Belediye Başkanlığının 10.7.1991 tarihli yazısına göre de dava konusu parsel 1/1000 ölçekli imar planında konut alanında kalmaktadır
3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 9 ve 10. maddeleri uyarınca yapılan ıslah imar planları, düzensiz ve sağlıksız biçimde oluşmuş yapı topluluklarının veya yerleşme alan sınırları belli edilmek suretiyle mevcut durumda dikkate alınarak dengeli, düzenli ve sağlıklı hale getirilmesi amacıyla, hali hazır haritalar üzerinde yapılan ve yapılanma şartlarını da belirleyen imar planlarıdır. Islah imar planları belediye ve mücavir alanlar içinde veya dışında mevcut gecekondu bölgelerinde ve hisseli arazilerde yapılır. Ancak imar planı mevcut olup da, üzeri imar planına ve mevzuata aykırı yapılarla dolu olması nedeni ile bu planın uygulanma olanağının kalmadığı yerlerde de ıslah imar planlarının yapılması söz konusu olabilecektir. 2981 Sayılı Yasaya göre yapılan ıslah imar planları imar affı sebebine dayalı özel amaçla yapılan planlar olup, şehir planlarını düzenleyen 3194 Sayılı İmar Yasasına göre yapılan düzenlemeye aykırı olamaz. Bu nedenle 2981 Sayılı Yasaya göre tapu tahsis belgesi verilen yerde 3194 Sayılı Yasaya göre imar uygulaması yapılmış ise artık 2981 Sayılı Yasalara göre ıslah imar uygulamasını araştırmaya gerek yoktur.
Dosyada mevcut, defterdarlığın 3.6.1991 tarihli yazısına göre; dava konusu taşınmazın arsa bedelinin tamamının tahsil edildiği ve ayrıca dosya kapsamından Hazine tarafından davacılara başka bir yer teklif edilmediği de anlaşılmaktadır.
Mahkemece, az yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Açıklanan bu hususlar üzerinde durulmadan eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 11.7.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.