Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9253 E. 2007/10411 K. 20.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9253
KARAR NO : 2007/10411
KARAR TARİHİ : 20.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.9.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda soyadı düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
… de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı … oğlu … 1234 ada 12 parselde “Bul” geçen soyadının “Bül” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece dava ispatlanamadığından red edilmiştir.
Davacı … oğlu 1930 doğumlu … dosya içinde bulunan Gaziantep 2.Sulh hukuk Mahkemsinin 2007/802 E. 2007/734 K. sayılı ve 19.4.2007tarihli veraset ilamına göre yargılama sırasında 31.3.2007 tarihinde vefat etmiştir. Ancak, mahkemece yargılamaya davacının katılımında devam edilmiş ve ispatlanamadığından red edilmiştir. Veraset ilamından anlaşıldığı üzere davaya davacı … oğlu …’ün oğlu … babasının yerine geçerek devam etmiş ve hükmü de temyize getirmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bu tür davaları tapu maliki veya mirasçıları açabilir. Tapu maliki … oğlu …’ün oğlu olan …’ün de Türk Medeni Kanununun 702. maddesi gereğince bu davayı açmada aktif dava ehliyeti bulunduğu dikkate alınarak davacı tarafın bu şekilde değişmiş olması usuli bir sorun olarak kabul edilmemiş ve temyiz dilekçesi kabul edilerek işin esası incelenmiştir.
Ancak, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir. Gerek 8.2.2007 tarihli celsede gerekse temyiz dilekçesinde ve veraset ilamında ve tapu resmi senedinde tapu malikinin Şanlıurfa nüfusuna kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu 12 parselin murisi tarafından satın alınması sırasında düzenlenen 28.12.1982 tarihli resmi senette alıcının resmi ve nüfus kayıt bilgileri vardır. Tapu maliki murisin nüfus kayıt örneği Şanlıurfa Nüfus Müdürlüğünden istenmeli, resmi senette fotoğrafı ve kaydı bulunan kişinin muris olup olmadığı araştırılmalı, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilmesi sonucu kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.9.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.