YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9269
KARAR NO : 2007/10622
KARAR TARİHİ : 24.09.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.2.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, maliki bulunduğu 84 parsel numaralı taşınmazına, sınır komşu 83 parsel numaralı taşınmaz maliki davalı …’in, 143,52 m2 tecavüzde bulunduğunu bildirerek, adı geçence yapılan elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece mahallinde keşif yapılmış, fen ehline çizdirilen kroki ve rapor dosyaya alınıp elatılan bölüm belirlendikten sonra bu kısım bakımından tecavüzün varlığı mahkemece de kabul edilmiş ise de, önceden verilen bir karar nedeniyle yeniden dava açılamayacağı hükme gerekçe yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kesin hüküm nedeni ile reddedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin kesin hüküm saydığı ve dosya arasına konulan Konya 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 27 12.2005 tarih ve 2004/164 esas 2005/2678 karar sayılı ilamının davacısı eldeki davanın davalısı olan … olup, adı geçen bu kişiye ait 83 parsel numaralı taşınmazın bir bölümüne Hamdi Karakuşun elattığı ileri sürülerek men kararı verilmesi istenmiş ve mahkemece istem kabul edilerek T2 harfi ile gösterilen 54,72 m²’lik yere tecavüzün varlığı kabul edilip, bu tecavüzün menine karar verilmiştir. Eldeki davada ise elatmaya konu edilen yer davacı …’a ait 84 parsel içerisinde bilirkişi raporunda … ile boyalı olarak gösterilen ve …’nın elattığı ileri sürülerek elatmanın önlenmesi kararı verilmesi istenen bölümlerdir. Görüldüğü üzere iki dava arasındaki benzerlik sadece taraflarına ilişkin olarak kalmaktadır.
Bir davanın HUMK.’nun 237. maddesinde düzenlenen kesin hüküm nedeniyle reddedilebilmesi için her iki davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olması gerekir. Somut olayımızda davaya konu edilen yerler farklı olduğu için kesin hükmün varlığından söz edilemez. Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilecek yerde yanılgıya düşülerek kesin hüküm nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.09.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.