Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9361 E. 2007/10803 K. 27.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9361
KARAR NO : 2007/10803
KARAR TARİHİ : 27.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.10.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi davasının reddine tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair verilen 13.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Birleşen davada ise, inançlı işleme ve Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanılarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece tapuya dayalı elatmanın önlenmesi isteminin reddine, birleşen davanın kabulü ile 45 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydının iptali ve 1/10 payın birleşen davanın davacısı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü asıl davanın davacısı temyiz etmiştir.
Dava konusu 45 parsel sayılı taşınmaz 01.10.1992 tarihinde belediyenin satışı suretiyle tam pay olarak davacı … adına kaydedilmiştir. Türk Medeni Kanunun 683. maddesi hükmünce bir şeye malik olan kimse o şey üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
İnanç sözleşmesi ise inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla;
inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Somut olayda; birleşen davanın davacısı inanç ilişkisinin yazılı delille yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belge ile ya da kesin başka delille kanıtlayamadığından, inanç ilişkisine dayalı istemin reddi gerekir.
Birleşen davanın davacısı …’in Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı istemine gelince;
Çekişme konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılmamıştır. 3194 sayılı İmar Kanunun 18/son maddesi hükmünce imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları yapılamayacağından, birleşen davanın davacısının taşınmazdan pay verilerek kabulü olanağı da yoktur.
Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklana nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.