YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9763
KARAR NO : 2007/11569
KARAR TARİHİ : 04.10.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 12.6.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit … kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, geçit … kurulması istemine ilişkindir.
Davacı babası adına tapuda kayıtlı 231 parsel sayılı taşınmaz için davalıya ait 406 parsel sayılı taşınmazdan geçit … kurulması isteminde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Geçit … kurulmasına ilişkin davalarda leh ve aleyhine hüküm kurulacak olan taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması gerekir. Davacı konumunda bulunan taşınmaz paylı mülkiyete konu ise paydaşlardan bir yada birkaçı dava açabilirler. Elbirliği mülkiyetine konu olan taşınmazlarda ise aşağıdaki ilke geçerlidir.
Elbirliği halinde mülkiyette mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir … da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri yada davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsenmiştir. Ayrıca, dava ehliyetinin varlığı Mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmadan Medeni Kanunun 640.maddesi uyarınca miras şirketine temsilci atanmadan davanın sürdürülmesi olanağı yoktur.
Somut olayda, davacı taşınmazın murisi babasına ait olduğunu belirterek eldeki davayı açmıştır. Dosya içerisinde tapu kaydı bulunmadığı için bu iddianın yerinde olup olmadığı denetlenememiştir. Mahkemece tapu kaydının getirtilmesi, tapu murisi adına kayıtlı ise davacı dışında başka mirasçıların bulunup bulunmadığının saptanması, başka mirasçı var ise bunların olurunun alınması veya atanacak temsilci huzuru ile davaya devam edilmesi gerekirken yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de;
Geçit … kurulmasına ilişkin davalarda aşağıdaki ilkelerinde gözetilmesi gerekir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit … taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak … olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit … tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit … tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet … kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Mahkemece davalı taşınmazı üzerinden geçit … tesis edilirken yeterli alternatif araştırması yapılmamış, geçidin nereye bağlandığı belli edilmemiştir. Amaç, genel yola ulaşımı sağlamak olduğundan geçidin mutlaka genel yola bağlanması gerekir. Bu husus kararda açık değildir. Ayrıca, saptanan geçit bedeli de hükümden önce depo ettirilmemiştir. Bu hususlarda ayrıca doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 4.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.