Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9854 E. 2007/10292 K. 17.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9854
KARAR NO : 2007/10292
KARAR TARİHİ : 17.09.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.5.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacıya ait 799 ada 44 parsel numaralı taşınmaz için davalıların 799 ada 33, 34 veya 39 parsel numaralı taşınmazlarından geçit hakkı kurulması istemiyle dava açılmış, 33 parsel maliki Kudret Cingi ve 34 parselin maliklerinden davalı … davanın reddini savunmuşlar, yerel mahkeme 05.06.2006 tarihli bilirkişi krokisinde gösterilen kırmızı kalemle işaretli (A) harfli kısımdan 44 parsel yararına, 34 parsel aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar vermiştir. Hükmü aleyhine geçit kurulan 34 parselin maliklerinden davalı … temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalı …’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacı taşınmazının genel yola sınır teşkil etmediğini ve bu nedenle geçide ihtiyacı olduğunu ileri sürerek kuzeydeki genel yola çıkabilmek için çocuklarına ait olduğunu ileri sürdüğü 32 parselin güney ucuna ulaşabileceği bir geçide hükmedilmesini istemiş, mahkemece de bu doğrultuda karar verilmiştir. 32 parsel sayılı taşınmaz tapuda davacının evlatları olduğu anlaşılan … ve … adına kayıtlı ise de bu kişiler davada taraf gösterilmemişlerdir. Davacının kendisine ait 44 parseli için evlatları … ve … taşınmazları üzerinden idari yoldan geçit tesis edilmediği sürece kararda yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi ile geçidin genel yola ulaştırıldığından söz edilemez. Hüküm yerinde 31 parsel bitişiğine kadar geçit tesisine karar verilmiş olması da sözü edilen bu son parselin davada yer almayan 3. kişiye ait olması nedeniyle hükmün tamamen hukuki dayanaktan uzak olmasına sebep olmuştur. Açıklanan nedenle davacıya genel yola ulaşabileceği uygun olan 32 parsel numaralı taşınmaz üzerinden akti geçit hakkı kurmak üzere süre verilmeli ve verilen makul sürede gereği yerine getirilmesi halinde dava kabul edilmelidir. Hükmün açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.