Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/11338 E. 2008/12336 K. 24.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11338
KARAR NO : 2008/12336
KARAR TARİHİ : 24.10.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.09.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davacının tarlasına giderken kullandığı kadim yola davalının bağ omcası dikmek suretiyle kendi taşınmazına katarak yapmış olduğu müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı, dava konusu taşınmazların bağ, bahçe vasfında bulunduğunu ve yine de kadastro çalışmalarının başladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının subut bulmayan davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait taşınmazlar içinden geçtiği ileri sürülen kadim yola elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Kadim yoldan yararlanma hakkı bulunan kişinin yararlanmasına engel olunması halinde hukuki yararı bulunanlar tarafından açılan elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı vardır.
Dava 07.09.2006 tarihinde açılmıştır. Yargılama sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu … ili, … ilçesi, … köyünde kadastro çalışmaları başlamış ve dava konusu kadim yoluda kapsar şekilde davalıya ait taşınmazlar 169 ada 1 ve 171 ada 10 parsel sayıları verilmek suretiyle kadastro tespit tutanakları 29.01.2007 tarihinde düzenlenmiştir. Dava konusu yerlerin
davalı adına tespit edilen bu parsellerin kapsamında kaldığı mahkemecede kabul edilmiş, keşifte kadastro paftası bilirkişilerce zemine uygulanmıştır. Kadastro Müdürlüğünün 18.05.2007 tarihli yazısında tutanakların, 3402 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince askı ilanı yapılarak 06.04.2007 tarihinde (3402 sayılı yasanın 5. maddesinde belirtilen hususlar gözardı edilerek) kesinleştiği bildirilmiştir.
Oysa, kadastro tespitinden önce genel mahkemeye açılan eldeki bu dava sebebiyle tespitin kesinleştiğinin kabulü olanaksızdır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 27. maddesine göre mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalarda dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte genel mahkemenin görevi sona erdiğinden davalara ait dosyaların kadastro mahkemesine re’sen devredilmesi gerekir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiğinden, mahkemece dava konusu yerleri kapsar biçimde kadastro tutanaklarının düzenlendiği 29.01.2007 tarihinde görevinin sona erdiği dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmek suretiyle davanın görevli kadastro mahkemesine devredilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.