YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12189
KARAR NO : 2008/13263
KARAR TARİHİ : 10.11.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, aynı taşınmaza ait murisleri adına tapu kaydı bulunduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Çekişme konusu 2640 m2 yüzölçümündeki 109 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğundan bahisle davalıların mirasbırakanı … adına tespit edildiği, tespitin 15.12.2007 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Davacı Hazine, bu taşınmazın mütegayyip eşhastan metruk olduğu iddiasıyla Hazine adına olan 14.02.1955 tarih 92 numaralı tapu kaydına dayanmıştır. Gerçekten kayda göre taşınmaz “…” mevkiinde bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazın mevkii ise kadastro tutanağında “Çaltı Köyönü” yazılıdır. Mahkemece yapılan keşifte mahalli bilirkişi … mevkiinin dava konusu yerin bulunduğu yer olmadığını, 1 km. batı tarafında bulunduğunu söylemiş, mahkeme bu beyana itibar ederek kaydı sınırları itibariyle uygulamamış, davayı reddetmiştir.
Yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
Kural olarak bir tapu kaydı harita ve krokiye dayanmakta ise kapsamının Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisine göre belirlenmesi gerekir. Ancak, böyle bir harita ve kroki yoksa dayanılan kayıt ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, gitti kayıtları ve sınırlarında bir değişiklik olup olmadığına bakılmalı, bunun varsa haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalı, diğer taraftan komşu kayıtlar ve dayanağı vergi ve tapu kayıtları da varsa getirtilmeli, keşifte tapu kayıt uygulamasına bundan sonra başlanmalıdır. Mahkemece bütün bu yönler yerine getirilmemiş, doğrudan keşfe gidilerek taşınmazın mevkii ile tapu kaydı mevkileri farklı olduğundan bahisle ve bununla yetinilerek Hazine kaydının dava konusu yeri kapsamadığı kabul edilmiştir. Dava konusu yerin mevkiinin tapu kaydına göre farklı bir mevkii olduğunun kabulü için mahalli bilirkişinin kaydın ait olduğu yeri de zeminde bulması ve mahkemeye göstermesi mahkemenin mahalli bilirkişi sözünü bu şekilde denetlemesi gerekir.
Dayanak kaydın mevkii farklılığından bahisle davanın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 10.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.