YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12380
KARAR NO : 2008/13191
KARAR TARİHİ : 10.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki tapuda vakıf şerhinin terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16.05.2008 gün ve 2008/5460-6424 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı … İdaresi vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 373 ada 93 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı üzerindeki “… … … Vakfı” şerhinin terkini istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vakıf şerhi kayda on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra işlendiği gibi tek taraflı işlemle düşüldüğünden söz edilerek dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı idare temyiz etmiştir.
Dairemizce Türk Medeni Kanununun 1027.maddesi hükmünce ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça tapu memuru tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararı ile düzeltebileceğinden davanın bu gerekçe ile kabul edilmesi yasaya uygun görülüp 16.05.2008 tarihinden onanmasına karar verilmiştir.
Davalı … idaresi vekili karar düzeltme istemiştir.
5737 sayılı … Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yasanın geçici 5.maddesi hükmüne göre vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalarda diğer kanunlarda yer alan zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin bu kanun açısından uygulanmayacağı kuralı getirildiğinden burada 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin dolayısı ile 02.04.2004 tarihli ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının uygulanma olanağı yoktur.
Dava konusu 373 ada 93 parsel kadastro beyannamesinde çekişmeli taşınmazın … … Vakfı ile ilişiği belirlenmiştir. Kadastro tutanağında mevcut bulunan vakıf şerhinin taşınmazın tapu kaydı üzerine … Bölge Müdürlüğünün yazısı ile yeniden aynen aktarılması Türk Medeni Kanununun 848 ve 849.maddeleri hükmü gereğidir. Dolayısı ile eldeki davada Türk Medeni Kanununun 1026.maddesi hükmüne aykırılıktan da söz edilemez. Bu husus bu defa yapılan incelemede anlaşılmıştır. Bu nedenle;
Az önce sözü edilen ve 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı … Kanununun 18.maddesi hükmünce; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf: zemini vakfa üzerindeki … ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder. Hal böyle olunca somut uyuşmazlığının çözümü için, kayda işlenen “… … … Vakfı”nın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir. Ancak; vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların … köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada … köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir.
Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, … Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK.nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın dava eksik inceleme ve araştırma sonucu kabul edildiğinden hüküm bozulmalıdır.
Açıklanan nedenle davanın esasının incelenmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı doğru olmamıştır. Bu nedenle mahkeme hükmünün bozulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle onandığı bu defa yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin onama ilamı kaldırılarak hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.05.2008 gün ve 2008/5460-6424 sayılı ilamının KALDIRILMASINA ve yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 10.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.