YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12412
KARAR NO : 2008/15088
KARAR TARİHİ : 02.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.05.2007 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 04.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 02.12.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 428 parsel sayılı taşınmazı davalı yararına konulan ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davacı, davalıya ait 428 parsel sayılı taşınmazı 16.500 YTL bedelle satın aldığını, 4.500 YTL sini peşin ödeyerek bakiye 12.000 YTL için davalı lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin ödendiğini, kaldırılması istemiyle açtıkları davanın o tarihte ödeme belgelerinin bir kısmının mahkemeye sunulamaması nedeniyle reddedildiğini ( Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/150- 171 sayılı ilamı ), bir kısım ödeme belgesini karar tarihinden sonra bulduklarını ileri sürerek, bu belgeleri dosyaya ibraz ederek ipoteğin kaldırılmasını istemiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar
arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3-Davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Somut olayda; Eldeki dava ile önceki davanın konusu, tarafları aynı ise de; önceki davada dosyaya ibraz olunan ödeme belgeleri ile eldeki davada dosyaya ibraz olunan ödeme belgeleri aynı olmadığından dava sebebi farklıdır. Bu nedenle, kesin hükümden söz edilemez.
Hal böyle olunca; Davacının dosyaya ibraz ettiği yeni ödeme belgeleri değerlendirilerek ipotek akit tablosu uyarınca ödenmesi gereken ipotek bedelinin ödenip ödenmediği saptanmalı, gerektiğinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275. maddesi uyarınca bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonuçuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeden kesin hüküm nedeniyle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 02.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.