YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12952
KARAR NO : 2008/15198
KARAR TARİHİ : 05.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08.11.2007 gününde verilen dilekçe ile muhtesatın beyanlar hanesine yazımı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, kendilerine ait 239 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olarak Hazine adına tescil edilen 393 parsel kapsamındaki 2763 m2’lik alandaki zeytin ağaçlarının kendilerine ait olduğu hususunun tapunun beyanlar hanesine yazılması isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taşınmazın kadastro mahkemesi kararı ile hükmen Hazine adına tescil edildiği, mülkiyetin muhtesatı da kapsadığı belirtilerek kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Dava, taşınmaz üzerindeki muhdesatta hak sahipliğinin beyanlar sütununda gösterilmesi isteğine ilişkindir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi imkan sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğrucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. Ancak, Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında, üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır. Anılan yasanın 33. maddesinde Kadastro Kanununun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalara da uygulanacağı kabul edilmiş ise de, uygulanacak hükümler yasanın 14, 15, 17, 18, 20. ve 21. maddeleriyle sınırlıdır. Değişik bir anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalarda, Kadastro Kanununun 19/2 maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi istenemez.
Muhtesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin koşulları ve hukuki sonuçlarına ilişkin yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde, dava konusu 393 parselin 1987 yılında yapılan kadastro tespitinde davacılara ait 239 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olarak tarla niteliği ile Hazine adına tespitinin yapıldığı, davacıların bu tespite itiraz ettikleri ve kadastro mahkemesinin 2003/67 Esasında yapılan yargılama sonunda davacıların hak iddia ettikleri 2763 m2’lik yer için itirazlarının reddine karar verilerek 393 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Şimdi davacılar 2763 m2’lik yerdeki zeytin ağaçlarının kendilerine ait olduğu hususunun tapu kaydının beyanlar sütununda gösterilmesini istemektedirler.
Mahkeme, kadastro mahkemesi hükmünü eldeki bu dava açısından kesin hüküm kabul etmiştir. Bilindiği gibi; HUMK.nun 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün varlığından söz edebilmek için dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucu dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların ve davanın taraflarının aynı olması gereklidir. Mahkemenin kesin hükme dayanak yaptığı kadastro mahkemesindeki davada davanın taraflarının aynı olduğu çekişmesizdir. Ancak, davacılar kadastro mahkemesinde mülkiyet iddiasında bulunmuşlar ve mülkiyeti düzenleyen hukuki nedenlerle kadastro tespitine itiraz etmişlerdir. Eldeki davada ise, muhdesat niteliğindeki zeytin ağaçları için mülkiyet iddiasında bulunmakta ve bunun beyanlar sütununda gösterilmesini istemektedirler. Davaların konusu
ve hukuki sebebi farklıdır. Bu nedenle mahkemenin kesin hüküm nedeniyle davayı reddi doğru olmamıştır. Ancak; beyanlar sütununda muhdesatın gösterilmesi koşullarına ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, Kadastro Kanununun 33. maddesi hükmü de nazara alınarak genel mahkemelerde açılan davalarda, Kadastro Kanununun 19/2 maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi istenemeyeceğinden davanın bu nedenle reddi gerektiğinden verilen karar sonucu itibariyle doğru olup HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin açıklandığı şekilde düzeltilmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 05.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.