YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12969
KARAR NO : 2008/15192
KARAR TARİHİ : 05.12.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.05.2008 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 06.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini isteğine ilişkindir.
Davacı, Yenimahalle, Çayyolu 233 parsel sayılı taşınmaz kaydına Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2006/269 sayılı icra takip dosyası nedeniyle 10.04.2007 tarihinde yazılan yazı gereği 19.04.2007 tarih 5321 yevmiye ile haciz şerhi işlendiğini, taşınmazın hükmen adına tescil edildiğini, önceki malik davalı …’ın diğer davalı … ile gerçekte olmayan borç ilişkisine girdiğini ve kendisini zararlandırmak kastıyla haciz şerhi koydurtduğunu ileri sürerek, taşınmazın hükmen adına tescil edilmesi nedeniyle kayıttaki haciz şerhinin terkinini istemiştir.
Mahkemece, tensiple birlikte davacının isteminin hacizde istihkak iddiasına dayalı olduğu, İcra İflas Kanununun 96. ve 97. maddeleri uyarınca istihkak davası açabileceği, bu davalar içinde icra hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi;
Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi … bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemidir. İİK’nun 91. maddesi hükmü gereğince gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibinin eşya üzerinde dolaylı da olsa hakimiyet hakkı kurmasını sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar manada kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
Haciz şerhinin etkileri hakkındaki bu kısa açıklamadan sonra somut olaya gelince;
Üzerinden haciz şerhi kaldırılması istenen taşınmaz Ankara Yenimahalle ilçesi sınırlarında olup Yenimalle tapu sicilinde … adına kayıtlı iken davacı tarafından Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/640 Esasında görülmekte olan tapu iptali, tescil davası sonucu davacı adına hükmen tesciline karar verilmiş, 11.06.2007 tarihinde karar kesinleşmiştir. Tapu iptali, tescil davası görülürken 23.09.2004 tarihinde bu dava nedeniyle kayda ihtiyati tedbir şerhi işlenmiştir. Hükmen tescil kararı verildikten sonra önceki malik davalı …’ın borcundan dolayı yapılan icra takibi sonucu diğer davalı alacaklı … lehine haciz şerhi işlenmiştir. Davacı, kendisinin maliki olduğu iddiası ile haczin usulsüzlüğünü de ileri sürerek terkin istemektedir. Bu istem İcra İflas Kanununun 96. ve 97. maddeleri kapsamında istihkak iddiası niteliğinde değildir. Dava genel yetkili mahkemede görülmelidir. Bu nedenle davanın genel yetkili mahkemede açılmasında bir usulsüzlük yoktur. Ancak, yukarıda da değinildiği gibi taşınmaz davanın açıldığı Gölbaşı ilçesi sınırlarında değil aksine Ankara Yenimahalle ilçesi sınırları dahilindedir. HUMK.nun 13/2 maddesinde “Gayrimenkule müteallik dava sebebi ne olursa olsun gayrimenkulün aynına veya gayrimenkul üzerinde bir hakka …mütedair olanlardır” hükmü bulunmaktadır. O yüzden üzerinde öncelikle durulması gereken sorun, hak üzerinde çekişmesi bulunan taraflar arasındaki davanın “ayni hakka” dair bir dava olup olmadığı, dolayısıyla davayı görmekte yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olduğudur.
Yukarıda sözü edildiği üzere İİK’nun 91. maddesine dayanılarak icra müdürlüğünün emri ile taşınmaz mal kaydı üzerine konulan haciz şerhi eşyayı borca bağımlı kıldığından Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi hükmü gereğince malikin tasarruf hakkını kısıtlar. Bu hak kişisel hak sahibince ileride mülkiyetin el değiştirilmesi halinde de ileri sürülebileceğinden eldeki davanın taşınmazın aynını etkiler bir dava olduğunu kabul etmek gerekir. Böyle olunca HUMK.nun 13.maddesinin düzenlediği kesin yetki kuralı gereği davayı görmeye Gölbaşı mahkemeleri değil Ankara mahkemeleri yetkilidir. Kamu düzeninden olan yetki kuralının mahkemece kendiliğinden gözetilmesi suretiyle yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken tensiple birlikte görevsizlik kararı
verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.