Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13013 E. 2008/15158 K. 04.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13013
KARAR NO : 2008/15158
KARAR TARİHİ : 04.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.07.2007 gününde verilen dilekçe ile asıl davada tapu iptal tescil, birleştirilen davada senedin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dair verilen 27.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan … ve … , davayı kabul etmiş, diğer davalı …, satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı düzenlendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada, davalı ve davacı …, muvaazalı düzenlenen 27.02.1997 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptalini, halen muris adına kayıtlı 28 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile 1/4 payın adına tescilini, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi şerhinin terkinini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın davalı ve birleşen davanın davacısı … yönünden reddine, davalılardan … ve … tarafından dava kabul edildiğinden 28 numaralı bağımsız bölümün 4 pay sayılarak tapusunun 3 payının iptali ile davacı adına tesciline, 27.02.1997 günlü satış vaadi sözleşmesinin davalı ve birleşen davanın davacısı …’ın miras payı olan 1/4 oranında iptaline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … ve davalı ve birleşen davanın davacısı … temyiz etmiştir.
Gerçekten, kaynağını Türk Medeni Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen sözleşme türlerinden olup, mülkiyeti devir borcu yüklenen satıcı edimini yerine getirmezse edimin hükmen yerine getirilmesi vaat alacaklısı tarafından açılan davada istenebilir.
Kural olarak, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin satış amacı ile değil muvazaalı olarak yapıldığının savunulması her zaman olanaklıdır. Birleşen davanın hukuki dayanağı satış vaadi sözleşmesinin satış amacıyla değil muarazalı olarak yapılmış olması iddiasıdır. Kısaca ifade etmek gerekirse; muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemenin dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarını Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturması gerekir.Zira, bu gibi durumlarda taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ivazlı (bedel karşılığı) yapıldığı değil, bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilir. Böyle olunca da uyuşmazlıkta 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama yeri bulur.
Bu durumda mahkemece, sözleşmedeki gerçek amacın mirasçılardan mal kaçırmak olduğu ve sözleşmenin muvazaa ile illiyetli bulunduğu savunulduğundan gerçek amacın belirlenebilmesi için sözleşmenin yapıldığı tarihteki murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mal varlığına oranı, murisin temlikle elde edilecek satış bedeline ihtiyaç durumu ve bu bedelin makul kalacak bir sınırda olup olmadığı incelenip araştırılmalı, istem sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, muvazaa iddiasına dayalı davalı ve karşı davacının istemi yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek sadece tanık sözlerine bakılarak eksik inceleme ve araştırmayla sonuçlandırıldığından karar taraflar yararına bozulmalıdır.
Kabule göre de; birleşen davada davalı ve karşı davacı … halen mirasbırakan adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın miras payı oranında adına tescilini ve tapudaki satış vaadi sözleşmesi şerhinin terkinini de talep ettiği halde bu istek kalemi bakımından olumlu olumsuz hüküm kurulmaması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara ayrı ayrı iadesine, 04.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.