YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13579
KARAR NO : 2009/1697
KARAR TARİHİ : 12.02.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.4.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 10.4.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 10.2.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı arsa sahipleri eserin ancak %80 fiziki seviyede meydana getirildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı yüklenici savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davalılar arasındaki 14.8.1997 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile davalı yüklenicinin diğer davalı arsa sahiplerinin maliki olduğu, 1638 ada 9 parsel üzerine bina yapım işini yüklendiği, 10 adet bağımsız bölüm olarak yapılması kararlaştırılan binada yükleniciye 6 adet bağımsız bölümün arsa sahiplerine ise 4 adet bağımsız bölümün bırakılmasının kararlaştırıldığı, yapıdaki zemin kat solda 1, birinci kattaki sol taraf 1 ve ikinci kattaki 2 adet bağımsız bölümün arsa sahiplerine, diğerlerinin ise yükleniciye bırakılacağının hükme bağlandığı, kurulan kat irtifakına göre binanın 4, 6, 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerinin arsa sahiplerine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında inşaatın %80 seviyeye getirildikten sonra yüklenicinin işi terk ettiği hususunda bir uyuşmazlık yoktur.
Davada dayanılan 9.9.1997 günlü satış vaadi sözleşmesi yüklenici şirket ile davacı arasında düzenlenmiş, yüklenici bu sözleşme ile 1.normal kattaki 7 numaralı bağımsı bölümün satışını davacıya vaat etmiştir. Bu işlemin bir alacağın temliki işlemi olduğunda duraksama yoktur. Kısaca tarif etmek gerekirse, alacağın temliki; alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir.
Keşif yolu ile yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda da 9.9.1997 günlü satış vaadi sözleşmesine konu yerin binanın 1.katındaki 6 numaralı bağımsız bölüm olduğu, sözleşmedeki 7 numaralı bağımsız bölümün 2.kattaki yere isabet ettiği saptanmıştır. Az yukarıda söylendiği üzere, 6 numaralı bağımsız bölüm paylaşmada arsa sahiplerine bırakılan yerler içindedir. Bu hali ile temlik işleminin ifasında imkansızlık olduğu ortadadır. Ne var ki, 9.9.1997 tarihli sözleşme borçlandırıcı bir işlem olarak geçerli olduğundan davacı ademi ifa sebebiyle B.K.nun 96 maddesine dayanarak akidi olan yükleniciden tazminat isteminde bulunabilir.
Yapılan yargılamaya, dosyada toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile yukarıda yapılan açıklamalara göre mülkiyet aktarımına ilişkin davacı isteminin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 625.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı arsa sahiplerine verilmesine, 4077 sayılı Yasanın 23/II maddesi uyarınca davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 12.2.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.