Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13761 E. 2008/15428 K. 16.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13761
KARAR NO : 2008/15428
KARAR TARİHİ : 16.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı-k.davalı vekili tarafından, davalı-k.davacı aleyhine 15.05.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil, davacı-k.davalı aleyhine 22.09.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisi davasının kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 25.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-k.davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı haksız elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı karşı davasında, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanarak temliken tescil talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne iyi niyet unsuru gerçekleşmediğinden karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve karşı davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683.maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse o şey üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava yolu ile isteyebilir. Ne var ki, yasa mülkiyet hakkının içeriğine bazı sınırlamalar getirmiştir. Türk Medeni Kanununun 724.maddesi mülkiyet hakkına yasanın getirdiği sınırlamalara örnektir. Gerçekten, bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Ne var ki, Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dava konusu 181 ada 3 parsel imar uygulaması sonucu oluşmuştur. Taşınmazın öncesinin 2670 parsel olduğu, maliki olan Hazine’nin satışı sonucu önce … ’ya sonradan yapılan satışlarla da mülkiyetin 30.03.1998 tarihinde davacı …’a geçtiği görülmektedir. Taşınmaz üzerindeki evi davacı 1996 tarihinde yaptığından az yukarıda sözü edilen kural gereği karşı davacı kişisel hakkını binanın yapıldığı tarihteki malik kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürebilir. Kısaca, mülkiyet hakkı sahibi olan davacı, davalı ve karşı davacının kişisel hakkını öne sürebileceği kişi değildir. Karşı davanın reddi açıklanan bu sebeple doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı ve karşı davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile sonuç olarak usul ve yasaya uygun hükmün gerekçesi HUMK.nun 438/son maddesince yukarıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek GEREKÇESİ DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.