Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13812 E. 2008/15064 K. 02.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13812
KARAR NO : 2008/15064
KARAR TARİHİ : 02.12.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.09.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 530 parsel sayılı taşınmaza ve parselinin kuzeyinden geçen yola, davalıların bina yaparak elattığından bahisle elatmanın önlenmesi ve yapının kal’ini istemiştir.
Davalı, köyün muhtarı ve davalı köy imamı … imece usulü yapılan binanın cami arsasında kaldığından davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda 07.06.2007 tarihinde davacı parseline elatma olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve söz konusu karar davacı vekilince temyiz edilmekle, Dairemizin 16.11.2007 günlü ilamıyla, davacının parseline elatma olmadığı ancak davacı parselinin kuzeyinden geçen yol üzerine bina yapılmak suretiyle elatmanın sabit olduğu, bu konudaki davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı bozulmuştur. Bundan sonra yapılan yargılamada uyma kararı verilmiş ve davalıların 530 parsele haksız müdahalesinin men’ine, yapıların kal’ine dair verilen karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın reddine dair mahkemece verilen 07.06.2007 günlü kararı Dairemizin 16.11.2007 gün 2007/12604 – 14395 sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma ilamında açıkça ifade edildiği üzere, 24.05.2007 günlü krokide WC ve odunluk olarak işaretli 8,32 m2 ve 15,25 m2’lik alanların köy yolunda oldukları,
yola … bu eklentilerin yıkılması gerektiği ve köyde oturduğu anlaşılan davacının bunların kal’inde hukuki yararı bulunduğu açıktır. Bozmadan sonra yapılan yargılamada, bozmaya uyulduğuna göre uyma kararı içeriğine uygun bir hüküm kurulması gerekir. Mahkemece ilamın infazında nazara alınması gerekli fen ehli krokisine atıf dahi yapılmadan davacı parseli olan 530 numaralı taşınmaza da herhangi bir taşkınlık olmadığı halde, taşkınlık bu parsele yapılmış gibi hüküm kurulması doğru değildir. Hükmün açık, anlaşılır ve infaz edilebilir biçimde ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda kaleme alınması gerekirken, infazı olanaksız şekilde yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı, yola yapılan eklentilerin imece usulü ile yapıldığı belirtildiğine göre, teamül gereği, imecenin köy muhtarlığı tarafından tertiplendiği de anlaşılmakta olup, sözü edilen eklentilerin yapımında herhangi bir eylemli davranışı olmayan köy imamı …’ü de bağlar biçimde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 02.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.