Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13850 E. 2009/1698 K. 12.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13850
KARAR NO : 2009/1698
KARAR TARİHİ : 12.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.01.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 10.02.12009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacı davalının boşandığı eşi olduğunu 251 ada 303 parseldeki 144/1200 arsa paylı 10 numaralı bağımız bölümü kendisine bakmasına karşılık onun adına alındığını, ancak %60 oranında özürlü olmasına rağmen davalının bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek 10 numaralı bağımsız bölüme ait kaydın iptali ile adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde 10 numaralı bağımsız bölümün bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise 10 numaralı bağımız bölümün müşterek çocukları Serhat Emre’ye güvence olmak üzere davacı tarafından satın alındığını, onun rızası sonucu adına kayıt oluşturulduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece %60 oranında beden gücü kaybolan bir kişinin söz konusu taşınmazı eski eşi olan davalı için satın alınmış olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 10 numaralı bağımsız bölümün dava dışı bir kişi tarafından 13.01.2005 tarihinde davalıya satışının yapıldığı, taşınmaz üzerine davacı yararına intifa hakkı tesis edildiği, intifa hakkının da
2008/13850-2009/1698
18.08.2005 tarihinde terkin edildiği ve 27.03.2003 günlü rapora göre davalının geçirdiği bir kaza sebebiyle %60 beden gücü kaybına uğradığı anlaşılmaktadır. Davacının kazadan önce dava dışı bir kişi ile evlendiği kazadan sonra bu kişiden de boşandığı anlaşılmaktadır.
Davacının iddiasına göre 10 numaralı bağımsız bölümün tapusunun doğrudan davalı adına oluşturulmasının nedeni ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesidir. Gerçekten; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmeleri taraflara karşılıklı hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerdendir. Kaynağını Borçlar Kanununun 511. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, bakım borçlusuna bakıp gözetme yükümlülüğü yükler. Bundan dolayı bakım alacaklısının bakım borçlusunun ailesi içerisine alınarak ikametgah temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Ancak, anılan kanunun 512. ve Türk Medeni Kanununun 545. maddesi gereğince bu tür sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmesi, ölünceye kadar bakım sözleşmesinden kaynaklanan bir hak varsa bunun resmi senetle kanıtlanması gerekir. Kuşkusuz bakım alacaklısının sözleşmeden kaynaklanan hakları bakım borçlusu tarafından yerine getirilmiyorsa bu sözleşmenin feshi talep edilebilir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmesine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Taraflar arasında biçim koşuluna uyularak yapılmış ölünceye kadar bakım sözleşmesin bulunduğu ispat edilememiştir. Dolayısıyla davalının ölünceye kadar bakım sözleşmesinin borçlusu ve sözleşme hükümlerini ihlal eden tarafı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Eldeki davanın açıklanan bu nedenle reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 625 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.