YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14092
KARAR NO : 2009/209
KARAR TARİHİ : 19.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.5.1996 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.6.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalılar ile yaptıkları 05.10.1984 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak davaya konu … mahallesi 56 ada 4 parsel, 80 ada 53 parsel, 91 ada 166 parsel, 83 ada 299 parsel, 74 ada 20 parsel sayılı taşınmazlarda davalılara ait payların tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuş, davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece 299 parsel hakkındaki dava atiye terk edildiğinden bu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer parseller yönünden dava kabul edilerek davalıların paylarının iptali ile davacı adına tescile karar verilmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Tebligat kanunun 16. maddesi “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmünü getirmektedir. Madde uyarınca tebligat yapılacak kişi adresinde bulunamazsa Tebligat Kanunun 20 ve 22. maddelerinde ki usule uyularak “birlikte oturan” kişilere yapılabilir.
Eldeki davada, davacı dava dilekçesinde davalıların adreslerini “… sk. No: 11/2 … mh. …” olarak bildirmiş, davalılara tüm tebligatlar bu adreste yapılmıştır. Buna göre dava dilekçesi ve duruşma gününe
ilişkin davetiyelerin davalıların tümüne Tebligat Kanunu 16. maddesi uyarınca bu adreste “Birlikte sakin yeğeni … …” e tebliğ edildiği, Sulh hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının ise yine aynı adreste bu kez davalı “… …’e” bizzat, diğerlerine kardeşi veya oğlu sıfatıyla Tebligat Kanunu 16. maddesine göre “… …’e” tebliğ edildiği, görevi kabul eden Asliye Hukuk Mahkemesinin ise duruşma günü tebliğinin yine aynı adreste fakat davalı “… …”e “Daimi çalışanı … … imzasına”, davalı “… …” e bizzat, davalı “… …” e ise kardeşi sıfatıyla Tebligat Kanunu 16. maddesine göre “… …” e tebliğ edildiği, kararın ise davalı “… …” in kızı, diğer davalıların yeğeni sıfatı ile “… …”’a tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, davalılara tebligatın yapıldığı adresin davalılardan “… …” e ait olduğu anlaşılmaktadır. Tebligatın yapıldığı bu adresin … yeri olarak kullanıldığı sadece bir tebligat zarfında yazarken, diğer tebligatlarda konut olarak yazılması, yaşları ve konumları itibarı ile birlikte oturmaları hayatın olağan akışı ile uyuşmayacak kişilere aynı adreste tebligat yapılmasının mümkün olmadığı, davalı … …’in temyiz dilekçesine eklediği ikamet belgesine göre başka bir adreste oturduğunu ispatladığı, tebliğat zarflarında tebligat evrakının verildiği kişinin birlikte oturan kişi olup olmadığının yazılmadığı gözetilmeden, davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunun 16 vd. maddelerine aykırı yapılan tebligat ile davalıların savunmaları alınmadan davanın esasının incelenerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken; davalıların adreslerinin yazılı olduğu temyiz dilekçesine ekli vekaletnameler ile … … (…)’e ait ikametgah belgesinden ve temyiz aşamasında vekaletname sunan vekilleri yada davacı aracılığı ile adresleri tespit edilerek Tebligat Kanunu ve Tüzüğüne uygun tebligatın yapıldıktan sonra, davalıların savunmalarının alınıp, delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de, davalı …’in yargılama sırasında öldüğü dosyada mevcut veraset ilamından anlaşıldığına göre bu kişi hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği halde olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamıştır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenle bozulması gerekmiş, bozma gerekçesine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 19.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.