YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14288
KARAR NO : 2008/15337
KARAR TARİHİ : 15.12.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, muarazaanın giderilmesi; karşı davada ise davacı … tarafından davalı … aleyhine 11.01.2005 günlü dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; karşı davacı …’in davasının reddine dair verilen 18.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı ve karşı davacı …, aynı taşınmazda annesi Döndü’den intikal eden miras payı bulunduğunu, çekişme konusu taşınmazı bu paya karşılık kullandığını, açılan davanın reddini, davacı ve karşı davalının elatmasının önlenmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden hüküm kurulmamış, davalı ve karşı davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve karşı davacı … temyiz etmiştir.
Görülüyor ki asıl ve karşı dava, paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi istemleriyle açılmıştır.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazdaki payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şuyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. O yüzden mahkemece açıklanan bu yön üzerinde durulması, başka bir anlatımla taşınmazın tüm paydaşların katıldığı kullanma paylaşımına konu olup olmadığının, tarafların bu konudaki delilleri istenerek açıklığa kavuşturulması gerekir.
Yapılacak inceleme ve araştırma sonucu dava konusu taşınmazın bütün paydaşlarının katılması suretiyle kullanma taksimine tabi tutulduğu ve bilirkişilerin rapor ve krokilerinde belirledikleri alanın davacıya veya onun murislerine bırakıldığı saptanırsa, davalının taksimen davacıya bırakılan taşınmaza elatması haksız olacağından elatmanın önlenmesi kararı verilmeli, aksi halde payı sebebiyle davalının da taşınmazda yararlanma hakkı olacağından, elatmanın önlenmesi isteği reddolunmalıdır.
Bu saptamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; karşı davada miras yoluyla intikal eden mülkiyet hakkına dayanıldığından davalı ve karşı davacı …’in taşınmazda 6/84 pay sahibi Döndü’nün mirasçısı olup olmadığını belirlemek, mirasçısı ise 225 parsel sayılı taşınmazın kullanma taksimine tabi tutulup tutulmadığını araştırıp ortaya çıkarmak, taşınmaz kullanma taksimine tabi tutulmuşsa yukarıda sözü edildiği üzere sözleşmeye sadakat kuralına göre çekişmeli yerin kime bırakıldığını tespit etmek ve bunun sonucuna göre asıl ve karşı davayı değerlendirmek, bir taksim yapılmamışsa ve davanın taraflarının taşınmazda kullandıkları bir bölüm varsa her iki davayı da reddetmek olmalıdır.Bütün bu yönler bir yana bırakılarak karşı davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, asıl dava hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmaması doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesien, 15.12.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.