Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/14497 E. 2008/15477 K. 18.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14497
KARAR NO : 2008/15477
KARAR TARİHİ : 18.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılmış, satışa konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile alıcıları adına tescili istenmiş, mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm satıcı paydaşlardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Satış vaadine konu taşınmaz 4823 parsel numarası ile … oğlu … adına kayıtlıdır. Taşınmaz maliki … 16.06.2006 tarihinde vefat etmiş olup, mirasçıları olarak eşi Zinet ile ondan olma çocukları İstem, … ve … ile …’ten olma kızı … …’e bırakmıştır. Ölüm ile yasa gereği taşınmazın mülkiyeti mirasçılarına geçmiş ise de bu geçiş “miras şirketi” hükümlerine tabidir. Diğer bir deyim ile miras şirketini oluşturan malikler taşınmazda elbirliği hükümleri uyarınca maliktirler. Medeni Yasanın öngördüğü biçimde elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülmedikçe satış vaadi sözleşmesinin hukuki sonuç doğurması askıda durur. Dayanılan sözleşmenin ifa olanağının varlığından bahsedebilmek için mirasçılardan murisin kızı 1994 d.lu …’in de satış vaadi sözleşmesinden satıcı paydaşlar arasında yer alması halinde mümkün olacaktır. Miras şirketine dahil olan ve sözleşme dışında olduğu açıkça anlaşılan …’in temlike ilişkin bir rızası alınmadıkça temliki sağlayıcı hüküm oluşturulması yasaya uygun düşmez. Satışa konu 23.07.2007 düzenleme tarihli satış vaadi sözleşmesi hukuka uygun ve sonuç doğurur nitelikleri taşımakta ise de az yukarıda
vurgulandığı üzere davanın açıldığı tarihte satış dışı kalan iştirakçi malik …’in durumu gereği el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüşmemiş olması nedeniyle henüz infaz olanağı doğmamış olmaktadır. Bu nedenle istemin hüküm altına alınması doğru değildir.
Kabule göre de; bir anlık yöntemine uygun biçimde elbirliği mülkiyetine son verilmiş ve paylı mülkiyete geçilmiş olmasının kabulü halinde de, iptal ve tescile yönelik hükmün sözleşmeye taraf olan paydaşlara hasren kurulması gerekirken satışa iştirak etmemiş olan …’in payınıda kapsar şekilde tescile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün diğer mirasçılarıda kapsar biçimde BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.