Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/14826 E. 2009/2938 K. 10.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14826
KARAR NO : 2009/2938
KARAR TARİHİ : 10.03.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08.08.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 07.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.03.2009 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Açık duruşmaya devam olundu. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, 256 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan F Bloktaki 42 ve 43 numaralı bağımsız bölümlerin kendilerine ait olduğunu, bu taşınmazların Bursa 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/1220 esasında açtıkları dava sonucu hükmen adlarına tescillerine karar verildiğini, kesin hükme rağmen davalı …’in Bursa 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/210 Esasında açtığı davada da aynı taşınmazların … adına tescil edildiğini, aslında davalı …’e ait olması gereken taşınmazların F Bloktaki 27 ve 41 numaralı bağımsız bölümler olduğunu, bu bağımsız bölümlerin … adına tescilini, ortaya çıkan mükerrerliğin giderilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların yüklenici hakkında tazminat davası açmaları gerektiği düşüncesiyle davalı … yararına olan hükme üstünlük tanınarak dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerde 256 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan binaların kat irtifakı ya da kat mülkiyetinin kurulmadığı, taşınmazın halen 1376 m2 yüzölçümünde ve arsa niteliğiyle muhtelif kişiler adına tapuda kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bursa 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/1220 esasında kayıtlı dava dosyasından davacılar … ve …’nin arsa sahibi ve yüklenici konumundaki kişiler aleyhine 42 ve 43 numaralı bağımsız bölümlerin tescili için dava açtıkları, davanın davalıların kabulü sebebiyle kabul edildiği, hükmün Yargıtay yoluna başvurulmadan kesinleştiği, aynı yer 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/210 esasındaki davada da davalı … ve arkadaşları tarafından açılan dava sonucu 42 ve 43 numaralı bağımsız bölümlerin … adına tescil edildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmektedir. Her iki ilamın hüküm özeti tapu sicil müdürlüğüne bildirilmiş, 256 parselin tapu kaydına 42 ve 43 numaralı bağımsız bölümlerin hem davacılar Sabriye ve … adlarına, hem de davalı … adına tescil edildiğinin belirtmesi yapılmıştır.
Görülüyor ki, 256 parsel üzerindeki F Blokta yer alan 42 ve 43 numaralı bağımsız bölümler kesinleşen mahkeme ilamıyla davacılar, yine ayrı bir kesinleşmiş yargı kararıyla da davalı … adına tescil edilmiştir. Kısaca ifade etmek gerekirse, aynı bağımsız bölümlerin tesciline dair kesinleşmiş birbirine aykırı iki ayrı mahkeme kararı bulunmaktadır. Her iki davada dayanılan dava sebepleri ile dava konusu aynıdır. Bu durumun HUMK.nun 445/10 maddesi gereğince iadei muhakeme konusunu teşkil ettiği açıktır. Her ne kadar her iki davadaki davacılar arasında farklılık bulunsa dahi dava konusu hak aynı olduğundan davacılar arasındaki farklılığa rağmen çekişmenin giderilmesinde izlenecek yöntem yargılamanın yenilenmesi yöntemi olmalıdır. Gerçekten, HUMK.nun 74, 75 ve 76. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde bir davada maddi olayları anlatma görevinin taraflara, anlatılan maddi olaylara uygun yasa hükmünü bulup uygulama görevinin ise hakime ait olduğu görülür. Soruna böyle bakılırsa davacıların dava dilekçesinde anlattıklarından yargılamanın yenilenmesi yolunu tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Esasen, aynı konuda verilmiş ve kesinleşmiş bir yargı kararı varken ve bu yargı kararı iptal edilmeden kesinleşmiş bir yargı kararının hüküm ve sonuç doğurmayacağını düşünmek olanaksızdır.
Yapılan bu saptamalar göre mahkemece, önüne getirilen uyuşmazlığın yargılamanın iadesi istemi olduğu düşünülerek davanın bu çerçevede incelenip sonuçlandırılması yerine iptali sağlanmadan kesinleşmiş bir kararın sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde davanın reddolunması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 10.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.