YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14861
KARAR NO : 2008/15573
KARAR TARİHİ : 22.12.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.02.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 214 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı asil temyiz etmiştir.
Dava, Medeni Kanununun 747. maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre; mahkemenin 241 parsel lehine 242 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulmasına ilişkin 07.09.2006 gün 2004/373 Esas numaralı kararı, Dairemizin 2006/13958 – 15612 sayılı 25.12.2006 günlü ilamı ile bozulmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan keşifte bilirkişiler geçit hakkı tesis edilecek güzergahın üzerindeki muhdesat ve ağaçlarla birlikte toplam bedelini belirlemişlerdir.
Mahkeme, verilen kesin süre içinde davacının geçit bedelini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Süreler, kanun tarafından tespit edildiği gibi (kanuni süreler) hakim tarafından da tayin edilir.(HUMK m.159) Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz.
Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değildir. Yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı, makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemlerin mahiyeti gereği kesin süre verebilir. (HUMK m.163/3)
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda; davacıya bilirkişilerce tesbit edilen toplam geçit bedelini bir sonraki celseye kadar mahkeme veznesine depo etmesi için iki kez süre verilmiş, ancak davacının yatırmakla yükümlü olduğu rakam belirtilmemiştir. Davacı bu iki süreye uymamıştır.
20.03.2008 günlü celsede davacıya, evvelce yatırdığı 612,00 YTL. düşüldükten sonra geri kalan 1.776,63 YTL. geçit bedelini 40 gün içinde mahkeme veznesine depo etmesi için kesin süre verilmiş, bu süre içinde yatırmadığı takdirde davasının reddedileceği ve kesin süreye uymamanın sonuçları hatırlatılmıştır. Davacı 40 günlük kesin sürenin sonu olan 29.04.2008 tarihine kadar geçit bedelini depo etmemiştir.
Ne var ki, takip eden ilk duruşma günü olan 01.05.2008 günlü celsede parayı temin edemediği için yatıramadığını, ancak şu anda bu miktar paranın mevcut bulunduğunu, mahkeme müsaade ederse yatıracağını söylemiştir.
Buna göre mahkemece, kesin süreden önce verilen sürelere ilişkin olarak davacıya ne miktar parayı depo edeceğinin açıkça söylenmemiş olması, verilen kesin sürenin ise davacının gerekli parayı temin etmesi için yeterli olmadığının anlaşılması, kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası duruşma gününe kadar yapılması gereken başka bir işlemin de bulunmaması ve son olarak davacının
davayı uzatmak gibi bir amacının da bulunmadığı göz önünde bulundurularak davacının geçit bedelini depo etmesi sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kanunun amacını aşacak bir şekilde kesin hükme uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazının yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.