Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/15309 E. 2009/2601 K. 02.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15309
KARAR NO : 2009/2601
KARAR TARİHİ : 02.03.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.05.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal, tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, adi yazılı satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmış, davacı vekili 13.03.2007 yargılama oturumunda tescil talebinin reddedilmesi halinde sözleşmede yazılı miktarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, dava reddedilmiş, davacının temyizi üzerine hüküm Dairemizin 11.06.2007 günlü ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ancak, davacının satış bedelinin tahsiline ilişkin bir talebi olmadığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında ne gibi işlem yapılacağı açıklanmış, sonuç olarak da geçersiz sözleşme nedeniyle taraflar yek diğerine verdiklerini geri isteyebileceğinden ve sözleşmede taşınmazın satış bedelinin alındığı davalı tarafından beyan edildiğinden davacı vekilinin 13.03.2007 günlü celsedeki sözleri dikkate alınarak satış bedelinin istirdatı konusunda olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmamasının doğru olmadığı vurgulanmıştır.
Yukarıda sözü edildiği üzere mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre bozma kararı uyarınca işlem yapılması zorunludur. Çünkü bozmaya uyulması ile bozma lehine olan taraf yararına usuli bir kazanılmış hak doğar.
Bu hususa 09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar gerekçesinde de değinilmiş, usuli hak; “…Mahkemenin bozma kararını uyması ile meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmıştır. Bu kural, istikrarı ve kararlara karşı güven duygusunu koruma amacı ile getirilmiştir.
Yapılan bu saptamalar karşısında mahkemece, uyulan ve uyulan taraf yararına kazanılmış hak meydana getiren bozma ilamında yazılı olduğu şekilde işlem yapılmak ve bunun sonucuna uygun bir karar vermek gerekirken, değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.