YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15457
KARAR NO : 2009/637
KARAR TARİHİ : 26.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 09.10.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın husumetten reddine dair verilen 30…..2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 83 ve 84 parsel tapularında müvekkillerinin sanki iki farklı kişiymiş gibi … oğlu … ve … oğlu … şeklinde yazılan adının … şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Mahkeme, davacının tapu kayıtlarındaki hissesini satıp devrettiğinden ve tapuda hissesi kalmadığından bahisle davanın husumet yokluğundan reddine karar vermiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet … sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren … Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her
hangi biri de … başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan … izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
I-Davacılar vekili müvekkilinin tapu kayıtlarında … oğlu … ve … oğlu … olarak iki farklı şekilde yazılan isminin … şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Her iki tapu kaydında da hem … oğlu … ve hem de … oğlu … ayrı ayrı 20/404’… pay sahibidir ve bu paylar hükmen tescil edilmiştir. Ayrıca 83 parsel sayılı taşınmazda davacı …’un satış suretiyle tescil olunmuş 160/404 payı mevcuttur. Bu nedenle son tedavül kayıtlarında …’un bir kısım hissesini satmış olması, hissedarlığını sürdüren … oğlu … ve … oğlu …’in isimlerinde düzeltme yapılmasına … başına engel değildir.
II-Tapulama tutanaklarının incelenmesinden her iki parselin de 5/12 hissesinin “… … mirasçıları” adına tespit edildiği bilahare tapuya dayanak teşkil eden 19.07.1961 tarihli mahkeme kararında … çocukları olarak … ve …’e ayrı ayrı pay verildiği anlaşılmaktadır. Dayanak mahkeme ilamının dosyada yalnızca hüküm fıkrasının ihtiva eden II.sahifesi mevcut olup, I.sahifesi mevcut değildir. Bu nedenle mahkemesi ve dosya numarası da mevcut değildir.
Davacının nüfustaki adı …’dur. Babası, annesi ve kardeşlerini gösteren aile nüfus kayıt tablosundan … ve … isimli kardeşlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
III-Nüfus müdürlüğü … oğlu … ve … oğlu … adlı ayrı ayrı iki kişiye ait nüfus kayıtlarının bulunmadığını bildirmiştir.
Bu nedenle mahkemece, tescile dayanak teşkil eden 17.09.1961 tarihli mahkeme kararının tamamının tapudan celp edilerek incelenmesi, gerekli görüldüğü takdirde dosyanın mahkemesinden istenmesi suretiyle neye dayanılarak … oğlu … ve … oğlu … adlı kişilere ayrı ayrı pay verildiğinin incelenmesi, muris … …’a ait veraset ilamının celbiyle dayanak tescil dosyasında var olması gereken ilamla karşılaştırılması ve taşınmazların bulunduğu yerde yaptırılacak zabıta soruşturması ile de … oğlu …, … oğlu … ve … oğlu …’un aynı kişi olup olmadığının saptanması ve tüm bu deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.