Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/3748 E. 2008/4901 K. 10.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3748
KARAR NO : 2008/4901
KARAR TARİHİ : 10.04.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.11.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen dosyanın davalıları ve kayyum vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayalı geçit hakkı tesisi istemi ile açılmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak davacıların 51 parseli yararına 24.01.2006 tarihli krokide … ve mavi olarak gösterilen 49 ve 52 parsellerden geçit tesis edilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davalı 49 parsel maliklerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalı 52 parsel malikleri kayyumunun temyiz itirazlarına gelince;
Geçit hakkı kurulması istemine ilişkin davalarda amaç genel yola ulaşım olanağı bulunmayan taşınmazların yol ihtiyacını karşılamaktır. Gerçekten, 51 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açık-seçiktir.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak geçit
güzergahı belirlenirken komşuluk hukukunun fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi hiçbir zaman gözden kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, geçit kurulmasına ilişkin davalarda davacının tam bir tasarruf hakkı yoktur. O yüzden, uygun geçit güzergahı saptanırken davacının subjektif isteğine bakılmamalı, geçit az yukarıda sözü edilen fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek objektif ölçülere uygun belirlenmelidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dava konusu taşınmazlardan 52 parsel sayılı olanı 2367.06 m2 yüzölçümündedir. 24.01.2006 günlü bilirkişi krokisinden dava konusu yapılmayan 48 parselin daha fazla yüzölçümde olduğu görülmektedir. Yine paftasına göre davacının geçit ihtiyacı krokide yeşille taranan 49 parselden sonra 48 parsel üzerinden veya 48 ile 52 parsellerin ortak sınırından da karşılanabilir. Fedekarlığın denkleştirilmesi prensibi bu alternatiflerin değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, davacıya 48 parsel içinde dava açmak üzere önel vermek, dava açılırsa eldeki dava dosyasıyla birleştirmek, geçit alternatifini yeniden keşif yapılarak 48 parsel veya 48 ve 52 parsellerin ortak sınırında da aramak bu araştırma ve incelemede yapılarak sonucuna uygun hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönlerin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı 49 parsel maliklerinin temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 10.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.