Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/3752 E. 2008/4865 K. 10.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3752
KARAR NO : 2008/4865
KARAR TARİHİ : 10.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 06.07.2005 – 05.08.2005 ve 07.09.2005 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı …’ın davasının kabulüne, birleşen diğer davaların reddine dair verilen 26.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve birleşen davanın davacıları tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, biçimine uygun düzenlenen 23.11.2004 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ise miras yolu ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayalı mülkiyet aktarımı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı istek hüküm altına alınmış, birleştirilen davalar reddedilmiştir.
Hükmü, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin vaat borçlusu ile birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden … taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türündendir. Vaat borçlusunun iradi olarak mülkiyet nakli yapmaması halinde vaat alacaklısı Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesinden yararlanarak tescilin hükmen sağlanmasını mahkemeden isteyebilir. Asıl davada vaat alacaklısı olan davacının isteminin dayanağı yapılan bu açıklamalardır.
Dayanılan sözleşmede, satış bedeli 55 milyar lira olarak kararlaştırılmış, sözleşmeye bunun 20 milyarının peşin, 35 milyarının 30.06.2005 tarihinde ödeneceği yazılmıştır. Kararlaştırılan bedelin 30 milyar liralık kısmının davanın açıldığı tarihe kadar ödenmediği, davacının kabulü dahilindedir.
Dosyada yer … bilgi ve belgelerden vaat alacaklısı olan davacının ödemeyi nereye yapacağı hususunda 30.06.2005 tarihinde vaat borçlusuna ihtarnameyi keşide etmiştir. Davalı vaat borçlusu da davacıya gönderdiği 04.07.2005 tarihli ihtarnamesinde kararlaştırılan bedel ödenmediğinden 23.11.2004 günlü satış vaadi sözleşmesini feshettiğini bildirmiştir. Eldeki asıl dava 06.07.2005 tarihinde açılmıştır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken husus vaat alacaklısı olan davacının temerrüde düşüp düşmediğinin saptanmasıdır. Vaat alacaklısının sözleşme bedelini ödemeyi usulünce teklif etmesine rağmen vaat borçlusu bu teklifi haklı bir neden olmaksızın reddetmiş ise, yasa alacaklıya bazı haklar tanımaktadır. Gerçekten, BK.m.91/I hükmüne göre, “Alacaklı mütemerrid olduğu taktirde borçlu hasar ve masrafları alacaklıya ait olmak üzere vereceği şeyi tevdi ederek borcundan beraat edebilir”. Tevdiin hukuki niteliği,alacaklı lehine yapılmış bir (vedia) oluşudur (BK.m.463). Ancak, tevdi alacaklı temerrüdünü kaldırsa da tam bir ifa anlamında değildir.Demek ki, sözleşmede kararlaştırılan satış bedelini vaad borçlusuna usulünce ödemeyi teklif eden, ancak, bu teklifi haklı bir neden olmadan reddolunan vaad alacaklısı, BK.m.91’den yararlanarak öncelikli olan borcunu tevdi suretiyle temerrüdden kurtulur ve vaad borçlusundan mülkiyetin naklini talep yetkisini kazanır hale gelebilir. Ne var ki somut olayda; alacaklı 30.06.2005 günlü ihtarı ile sözleşmedeki bedeli ödemeye hazır olduğunu belirterek borçluya ödemeyi usulünce teklif etmiş, ihtarnamesi hükum ve sonuç doğurmadan da 06.07.2005 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Dava açıldığından artık tevdii yerinin mahkemeler veznesi olduğunun kabulü zorunludur. Nitekim, vaat alacaklısı davacıda dosyaya sunduğu dilekçeler ile kalan bedeli ödemeye hazır olduğunu mahkeme hakimine bildirmiştir. Böyle olunca vaat alacaklısı davacının Borçlar Kanunu’nun 81. maddesi uyarınca ödeme borcunu yerine getirdiğinin kabulü gerekir.
Yaplan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine özellikle birleşen davalar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin gerçekleşmiş olmasına göre, davalı vaat
borçlusu ve birleşen davanın davacılarının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 10.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.