YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3837
KARAR NO : 2008/4723
KARAR TARİHİ : 07.04.2008
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.05.2007 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin iptali ve kooperatif üyelik hakkı tesisi, karşı davada davacı … tarafından mülkiyetin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 05.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı; davalı… İnşaat Mobilya Dekorasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile diğer davalı …Damlası Konut Yapı Kooperatifi arasında 15.05.2004 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmeyle yükleniciye bırakılması kararlaştırılan E Blok 5.kat 11 numaralı bağımsız bölümün 30.01.2005 günlü temlik işlemiyle yüklenici …. İnşaat Mobilya Dekorasyon San. Ve Tic. Ltd.Şti. tarafından temlik edildiğini, ancak yüklenicinin aynı bağımsız bölümü 04.12.2006 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalı …’e satışını vaad ettiğini, aynı zamanda da bu kişinin diğer davalı kooperatife ortak olarak kaydedilmek üzere bildirdiğini, kendisinin dayandığı temlik işleminin daha önceki tarihi taşıdığını, o yüzden davalının dayandığı 04.12.2006 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptalini, yüklenicisi ile olan temlik sözleşmesinden dolayı davalı ….. Damlası Konut Yapı Kooperatifine üyeliğinin tesisini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuş, karşı davasında aynı bağımsız bölümün mülkiyetinin adına tespitini talep etmiştir.
Davalılardan yüklenici şirket, davacının temlik bedelinden bir kısmını ödeyemediğini, davalı …’e yapılan satış vaadinin onun bilgisi dahilinde olduğunu, davalı arsa sahibi kooperatif yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı kooperatif davalı yüklenici şirketin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, inşaatın mevcut hali itibari ile davacıların kooperatiften bir istekte bulunamayacaklarını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 99. maddesi hükmünce Kooperatifler Kanunun uygulamasından kaynaklanan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olduğundan, dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın görevli Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 99. maddesi uyarınca «bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır».
Yasanın anılan hükmüne göre ticari davalardan amaç; ortağı ile kooperatif veya kooperatif ile ortağı arasındaki hukuk davalarıdır. Zira, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklığının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan kooperatif ile kanun ve ana sözleşmeye göre kooperatife ortak olanlar arasındaki düzenlemeler yapılmıştır. Somut olayda, davacı davalı kooperatifin ortağı olmadığından, davacı ile kooperatif arasındaki ilişkinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun uygulanması suretiyle çözümü ve aralarındaki davanın ticari dava sayılması olanaklı değildir. Kooperatifle diğer davalı şirket arasındaki 15.05.2004 günlü arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan şahsi hakkın yüklenici tarafından davacı temlik edilmesi de, davacı ile kooperatif arasındaki uyuşmazlığa 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun uygulanmasını gerektirmez.
Diğer taraftan; davacının dayandığı 30.01.2005 günlü sözleşmenin nedeni, yüklenici şirketin davacıya yaptığı temlik işlemidir. Çünkü, yüklenici 15.05.2004 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesiyle kazandığı bir bakıma eserin bedeli olan bağımsız bölüm mülkiyet aktarımını doğrudan arsa sahibinden isteyebileceği gibi bu hakkını temlik işlemiyle üçüncü kişilere de devir ve temlik edebilir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse; alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Borçlar Kanununun 163. hükmüne göre temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir. Ne var ki alacağın temlikinde aranan yazılı şekil temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasına engel değildir. Nitekim uygulamada yükleniciden şahsi hakkını temlik alan üçüncü kişilerin temlik sözleşmesini adi yazılı satış sözleşmesi veya noterde düzenleme şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak yaptıkları görülmektedir;
Bunların dışında,
4822 sayılı Kanununla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesi (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Kanunun kapsamına alınmıştır. Dava konusu taşınmaz konut niteliğindedir. Anılan yasanın (e) bendindeki tanıma göre tüketici: bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı: kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23.maddesi hükmüne göre de, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü itilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılması gerekir. Kısaca ifade etmek gerekirse davacıların dayanağı olan sözleşmeler yükleniciden kazanılan kişisel hakka ilişkin bulunduğundan ve dava bu sözleşmelere dayanılarak açıldığından, çekişmenin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanununun 23. maddesince Tüketici Mahkemelerinde giderilmesi gerekir.
Açıklanan bütün bu yönler gözetilerek, çekişmenin esasının incelenmesi yerine görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.