YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3996
KARAR NO : 2008/4927
KARAR TARİHİ : 10.04.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.04.2003 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, dair verilen 27.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 11 parsel sayılı taşınmazda davalılarla birlikte paydaş olduklarını, paydaşlığın imar uygulaması sonucu oluştuğunu, imar uygulamasından önce 22.02.2001 tarihinde paydaşlardan …’ın davalı … lehine, 02.03.2000 tarihinde de Veziroğlu Kollektif Şirketi’nin davalı …. lehine tesis ettirdikleri intifa hakkının danışıklı olduğunu ileri sürerek bu hakkın terkinini istemiştir.
Davalılar, intifa hakkının imar uygulamasından önce oluştuğunu ayrıca davacı ile paydaş oldukları 11 parsel sayılı taşınmazdaki imar uygulamasının iptali için idari yargıda dava açtıklarını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, imar uygulamasının idari yargıda iptal edildiği bu nedenle davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davalı yan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuştur.
Hükmü, davalılar dava açılmasına sebebiyet vermedikleri bu nedenle de yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle temyiz etmişlerdir.Bilindiği gibi; HUMK.nun 413 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan tahsil edilir. Davanın konusuz kalması halinde de mahkemenin yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve o tarafı yargılama giderlerinden sorumlu tutması gerekir.
Eldeki dava, intifa hakkı terkini isteğine ilişkindir. Mahkemenin davalı yanı yargılama giderlerinden sorumlu tutması nedeniyle, davalıların dava açılmasına sebebiyet verip vermediklerinin saptanmasında davaya egemen olan ilkeler önem taşıdığından bu ilkelere kısaca değinmek gerekmiştir.
Türk Medeni Kanununun 794.maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınır ve taşınmazlar, haklar ve bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı sağlayan bir irtifak türüdür.
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü ya da tüzel kişi ise tüzelkişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. Ayrıcı intifa hakkının usulsüz tesisi, ehliyetsizlik iddiası veya iradeyi sakatlayan nedenler ya da danışıklı tesis edildiği iddiasıyla terkini hükmen de istenebilir.
Davacı da, intifa hakkının ortaklığın giderilmesi davasını engellemek için diğer paydaşları zararlandırmak amacaylı danışıklı konulduğu iddiasıyla terkin istemektedir. Paylı mülkiyete konu olan taşınmazlarda paydaşların ortaklığın giderilmesini isteme olanakları bulunduğu gibi(TMK.m.698 ve devamı), paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması halinde de önalım hakkını kullanarak satılan payın adlarına tescilini isteme olanakları (TMK.m.732) bulunmaktadır. Uygulamada sıkça görüldüğü gibi paydaş gerek ortaklığın giderilmesi davasının açılmasını önlemek veya açılan davada payı daha düşük bedelle almak için ya da önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla payı üzerinde intifa hakkı tesis ettirmektedir. Bu şekilde tesis edilen intifa hakları Türk Medeni Kanununun 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmekte ve terkin edilmektedir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz 12.09.2001 tarihinde imar uygulaması ile oluşmuştur. Davacı ve davalılar bu tarihten itibaren taşınmazda paydaş konumuna gelmişlerdir. Davalılardan … lehine 20.02.2000 tarihinde 53 parsel sayılı taşınmazda … lehine ise 02.03.2001 tarihinde 52 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı tesis edilmiştir. Daha sonra 52 ve 53 parseller davacıya ait parsel ile birlikte 11 parsel numarası ile tescil edilmiştir.
İntifa hakkının imar uygulamasından önce tesis edilmesi karşısında az yukarıda değindiğimiz hakkın kötüye kullanılması olgusunun varlığı olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, 52 ve 53 parsel malikleri imar uygulamasının iptali için idari yargıda dava açmışlar, davacı tarafta ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Bu davalar derdest iken, intifa hakkının terkini istemi ile 09.04.2003 tarihinde de eldeki dava açılmıştır. Dava görülmekte iken de, idari yargı imar uygulamasını iptal etmiş ve karar kesinleşmiştir. İntifa hakkının terkini davasının açıldığı tarihte idari yargıdaki davalardan davacının haberdar olmadığından söz etmek mümkün değildir. Ortaklığın giderilmesi davasında da idari yargıdaki dava dikkate alınmıştır. Davacının intifa hakkının terkinini idari yargıdaki davanın sonucunu beklemeden eldeki davayı açması davanın konusuz kalabileceği riskini baştan kabul etmesi anlamına da gelmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalıların dava açılmasına sebebiyet verdiklerinden söz edilemeyecektir. Mahkemece, aksine düşüncelerle yargılama giderlerinden ve bu kapsamda vekalet ücretinden davalıları sorumlu tutması doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 10.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.