Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/5237 E. 2008/7474 K. 10.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5237
KARAR NO : 2008/7474
KARAR TARİHİ : 10.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacılar, dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1992 yılında 3367 sayılı yasa uyarınca Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünce miras bırakan babaları … …’e tahsis edildiğini , miras bırakanlarının üzerine bina yaptığını ancak; 1997 yılında miras bırakanlarının ikinci eşi ve davalıların miras bırakanı … … adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemişlerdir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın miras bırakanlarına tahsis edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden Elmadağ ilçesine bağlı Kayadibi köyünde 3367 sayılı Yasa gereğince Köy yerleşim alanı tespit komisyonunca Köy gelişme alanı tespit edilmiş ve çalışmalar tamamlanarak 132 adet konut parseli kura çekilmek suretiyle hak sahiplerine satılmıştır. Dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmaz da 5.7.1997 tarihli valilik oluru ile davalıların miras bırakanı … … adına tescil edilmesine karar verilerek 3.9.1997 tarihinde tapudan tescil edilmiştir.
3367 sayılı yasa uyarınca resmi makamlarca yapılan idari işlem geçerli olup iptal de edilmemiştir. Resmi belge niteliğindeki idari işlemin aksi tanık beyanları ile kanıtlanamaz. Açıklanan bu nedenle davanın reddine karar
verilmek gerekirken tanık beyanlarına değer verilmek suretiyle davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; Bilindiği gibi; “Beyanlar” başlıklı Türk Medeni Kanunu’nun 1012 madde hükmü “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir. Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Medeni Kanunda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi hükmünce de kütüğün beyanlar sütununa ancak mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar yazılabilir. Ne var ki; yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgeleriyle açıklayıcı olmak koşuluyla örneğin; bina yapılamaz beyanı, yıkım kararları, uygulanamayan mahkeme ilamları, orman içi binalar gibi belirtmelerde tapunun beyanlar sütununa işaretlenebilir. Davacıların talebi olmadığı halde, taşınmaz üzerindeki yapıların ve muhtesatın beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 10.06.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.