YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6773
KARAR NO : 2008/7527
KARAR TARİHİ : 10.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu Köklü Köyü 119 ada 4 ve 178 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda … yazılan adının … … nüfus kaydına göre “…” olan ve yazılmayan babaadının tapu kaydına eklenmek sureti ile, İdilli köyü 161 ada 1 ve 158 ada 18 parseller sayı taşınmazlarda “… oğlu …” yazılan adının “… oğlu … …”, Ağabey Köyü 108 ada 22parsel sayılı taşınmazda “… oğlu …”yazılan malik isminin “… oğlu … …” olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu Köklü Köyü 119 , 178 parsel sayılı taşınmazlarda da … yazılan adının … … nüfus kaydına göre “…” olan ve yazılmayan baba adının tapu kaydına eklenmek sureti ile İdilli köyü 161 ve 158 parsel sayı taşınmazlarda “… oğlu …” yazılan adının “… oğlu … …”, Ağabey Köyü 108 parsel sayılı taşınmazda “… oğlu …” yazılan malik isminin “… oğlu … …” olarak tapu kaydının düzeltilmesine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece kaydında düzeltme yapılması istenen parsellere kadastro tutanakları getirtilip incelenmemiştir. Mahkemece yapılması gereken taşınmazlara ait tutanaklar getirtilerek edinme sütunu incelenip ,davacı murisi … oğlu … … … ile tapu kayıt maliki … …’ın aynı kişi olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir.Bu inceleme yapılmadan sadece tanık beyanına dayanılarak eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HUMK.nun 388. maddesinde bir kararın kapsaması gereken hususlar belirtildikten sonra 389. madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle mahkemece, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır.
Mahkemece HUMK 388 ve 389 maddelerine uygun hüküm kurulmamış, hüküm fıkrasında taşınmazların ada numaraları parsel numarası kabul edilip , bu parsel numaralarına sahip taşınmazların kaydında düzeltim yapılmıştır.Bu husus infazda tereddüt oluşturacağından yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 10.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.