YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8128
KARAR NO : 2008/8596
KARAR TARİHİ : 30.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili ve dahili davalı … … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, yetki belgesi ile açtığı davada 844 parselin tapu kaydında 1/2 hisse sahibi … oğlu … … …’nun, … … şeklinde düzeltilmesini istemiş, … … mirasçılarını davaya dahil etmiştir.
Davalı idare davanın reddini savunmuş, dahili davalılar duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmü davalı idare vekili ile dahili davalı Hafize … ve … … mirasçısı … … temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki;
1-Dava konusu 844 sayılı parselin 1/2 hissesi tapuda İskenderoğlu … … adına kayıtlıdır. Tescil komisyon kararına dayalı olarak yapılmıştır. 22.08.1989 tarihli komisyon kararı dava dışı pek çok parselle birlikte dava konusu 844 parselin tapulamaca yapılan ilk tahdit ve tesbitleri gibi tesciline ilişkindir. 05.11.1986 günlü edinme sebebi incelendiğinde eldeki davanın konusu dışında kalan pek çok parselle birlikte dava konusu 844 parsel sayılı taşınmazın yarı hissesinin 16.12.1947 tarih, 36 sıra numaralı tapuda 48/26800 hisse maliki … oğlu … … … adına tesbit edildiği ve … … …’nın soyadının köy nüfus defterinde … olduğu açıklanmıştır. Aynı edinme şeklinde … … …’nun 369 parseldeki hissesinin tamamını 1970 yılında oğlu … …’na hibe ettiği açıklanmıştır.
16.12.1947 tarih 36 sıra numaralı dayanak tapu kaydı ile dayanakları ve köy nüfus defteri celbedilip incelenmemiş, dayanak tapuda malikin kimliğinin hangi belgelere dayanarak yazıldığı tespit edilmemiştir.
2-Zabıta soruşturması konusunda İlçe Jandarma Komutanlığına yazılan 30.10.2007 ve 16.11.2007 günlü müzekkereler araştırılması istenen konunun ne olduğunu anlatmaya yeterli olmadığı gibi alınan cevaplar da hem yetersiz ve hem de birbiriyle çelişiktir. Nitekim; 30.10.2007 günlü müzekkere ile köyde … … diye birinin olup olmadığı ve bununla aynı kimlik bilgilerine sahip başka birinin bulunup bulunmadığı sorulmuş, 19.11.2007 günlü tutanakta … …’nun ölü olduğu ve köyde bu ismi kullanan başka birinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Keza, mahkemenin İlçe Jandarma Komutanlığına yazdığı 16.11.2007 günlü yazıda köyde … … … adında herhangi bir kişinin olup olmadığı sorulmuş ve varsa kimlik bilgilerinin bir sureti istenmiştir. 18.12.2007 günlü tutanakta ise; köyde … oğlu … … … adlı bir şahsın bulunduğu ve 1995 yılında öldüğü cevaben bildirilmiştir.
Nüfus kaydına göre … oğlu … …’nun ölüm tarihi 1995 değil 1992’dir. Bu durumda jandarmanın verdiği bu iki yanıttan köyde hem … … ve hem de … … … adlı iki aynı kişinin varlığı ve her ikisinin de öldüğü anlaşılmaktadır. Oysa mahkemece sorulması ve cevap aranması gereken soru taşınmazın bulunduğu köyde yapılacak zabıta
soruşturması ile; tapuda malik görünen … oğlu … … … nüfusta kayıtlı … oğlu … …’nun aynı kişi olup olmadığıdır.
3-Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde … oğlu … … … kimlik bilgilerini taşıyan bir şahsın kaydının bulunup bulunmadığı Nüfus İdaresinden sorulmamış, … …’nun kardeşlerini de gösterir şekilde babası … hanesinden aile nüfus kayıt tablosu celbedilerek incelenmemiştir.
4-Davada hiç tanık dinlenmemiştir. Oysa öncelikle tapulama tespit bilirkişilerinin bunların ölmüş olmaları veya temin edilememesi halinde olaya ışık tutacak tanıkların dinlenmesi gerekirdi.
Yukarıda dört bent halinde sayılan gerekçelere uyulmaksızın noksan soruşturma ile verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda I, II, III, IV bentlerde sayılan nedenlerle davalı idare vekilinin ve dahili davalı … …’nun temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.