YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11158
KARAR NO : 2009/12453
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 12.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, edimlerin yerine getirilmediğini, kaldı ki adi yazılı sözleşmenin davacıya mülkiyet hakkı tanımayacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sözleşme geçersiz olduğundan geçersiz sözleşmeyle de ancak verilenlerin iadesi istenebileceğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin reddine, davalıya verilen 120.00 YTL.nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
./..
2009/11158 – 12453 – 2 –
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolayı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Somut olayda dayanılan 14.03.2002 tarihli protokol başlıklı belge tarafların imzalarını taşıyan inanç sözleşmesidir. Bu sözleşmede hazineden ihale suretiyle kazanılan 1770 parseldeki 232 m2 kısmın tapusunun davalı tarafından davacıya verileceği, aksi takdirde taşınmazın gerçek değerinin iki katının tazminat olarak davacıya ödeneceği yazılıdır. Aynı protokol’da ihale parasının davacıya isabet eden kısmının davalıya ödendiği de yazıldığı görülmektedir. Kısaca, davacı inanç ilişkisinin varlığını davalıya karşı kanıtlamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; yetkili merciden sorulmak suretiyle 1770 sayılı parselin 232 m2’lik kısmının ifraz olanağının bulunup bulunmadığını saptamak, özellikle 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmünü göz önünde tutmak, taşınmazda ifraz olanağı yoksa taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini bulmak ve bunun 232 m2 kısmına karşılık gelecek bedeli davacının duruşmadaki isticvap beyanı da dikkate alınarak ve ödenmeyen kısmın miktarı davacıdan sorularak orantılı şekilde davalıdan tahsil etmek olmalıdır.
Mahkemece bu yönler bir yana bırakılarak taraflar arasındaki 14.03.2002 günlü protokol başlıklı belge taşınmaz satışına ilişkinmiş gibi değerlendirilmek suretiyle davanın yazılı olduğu şekilde sonuçlandırılması doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
./..
2009/11158 – 12453 – 3 –
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 09.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.