YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12506
KARAR NO : 2009/13424
KARAR TARİHİ : 23.11.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.02.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, çekişme konusu 104 ada 171 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak olan vergi kaydının miktar fazlası olarak davalılar adına yazılan bölümünün mer’a olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptalini ve mer’a olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
4342 sayılı Mera Kanunu’nun 3. maddesinde mer’a; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 4. maddesinin 3. fıkrasında, “mer’a, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, ilk fıkrasına göre de, mer’a, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Mer’alar, kamu ortak mallarından olup, maliki Hazine’dir ve özel mülkiyete konu olamaz” şeklindedir. Bu cümleden olarak zilyetlikle kazanılmaları da mümkün değildir.
Bir taşınmazın mer’a nitelikli olması ayrı şey, herhangi bir köy yada belde adına tahsisinin bulunması yada tahsis yok ise kadim kullanma hakkının hangi köy ya da belde de bulunduğunun belirlenmesi ayrı şeydir. Tahsis ve
./..
2009/12506 – 13424 – 2 –
kadim hak üzere bir mutasarrıfın bulunmaması mer’a arazisini mer’a niteliğinden çıkarmaz. Hazine yasa gereği mer’alar hakkında çıplak mülkiyet sahibi olma sıfatını her zaman sürdürür ve bu iddia ile açtığı davaların zaman dilimine bağlı kalınmaksızın her zaman dinlenme olanağı vardır.
Vergi kaydı mülkiyete karine teşkil ederse de, bu kayda hukuken değer vermenin iki ayrı önkoşulu bulunmaktadır. Birinci koşul, kaydın kapsadığı alanın özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olmasıdır. İkinci koşul ise, vergi kaydı kapsamlı yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini sağlayacak biçimde ve sürede elde tutulmuş olmasıdır.
Bir taşınmaz hakkında düzenlenmiş bulunan vergi kaydının mülkiyete karine oluşturabilmesi ancak o yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığında mümkündür. Daha açığı, taşınmazın özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olması gerekir.
Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince;
Dava konusu 104 ada 171 parsele ve dava dışı 170 parsele uygulanan 1937 tarih ve 335 tahrir nolu vergi kaydı güney sınırları itibariyle “mera” okumakta olup, kayıt miktarı 30 ardır. Vergi kaydının toplam miktarı da 3000 m²’dir. 104 ada 171 ve 170 parseller toplam 21.355,69 m² miktar ile kadastro çalışmaları sırasında tespit edilmiştir.
Mahkemece, dava mera iddiasına dayalı olarak açılmasına rağmen 226 parselin mera niteliğinde olup olmadığı tam olarak araştırılmamış, yapılan keşifte komşu köylerden yansız bilirkişiler dinlenmemiş, bilirkişi raporlarında mera iddiası konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece, çevre taşınmazlara ilişkin kayıtlar getirtilmeli, mahallinde yeniden uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılmalı, keşifte çekişmeli mera ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenmeli, çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun, çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak, uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Ayrıca, uyuşmazlık konusu parsele uygulanan 1937 tarihli 335 tahrir numaralı vergi kaydının bu parselden başka 170 parsel numaralı taşınmaza da uygulandığı anlaşılmıştır. Yargılamalar sonunda ham toprak cinsi ile yazılan 226 parsel numaralı taşınmazın mera olduğunun anlaşılması halinde buna bitişik yerler için revizyon alınan ve hudutlarından bir veya birkaçının mera yazılı vergi kayıtlarının miktarları esas alınarak özel mülkiyete konu edilebilecekleri, artan miktarların meradan edindiklerinin kabulü
./..
2009/12506 – 13424 – 3 –
gerekeceğinden Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/13 Esasında kayıtlı dava dosyası ile eldeki iş bu dava dosyasının birleştirilmelerinde de zaruret vardır.
Mahkemece, tüm bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.