Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/12872 E. 2009/14781 K. 28.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12872
KARAR NO : 2009/14781
KARAR TARİHİ : 28.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.10.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 968 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını belirterek davalılara ait 984 ve 985 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davacının 985 parsel sayıl taşınmaz yönünden davasından vazgeçmesinden dolayı davalılar … ve … yönünden davanın reddine, davacı taşınmazı lehine, davalı …’a ait 984 parsel sayılı taşınmaz üzerinden, bilirkişinin 01.07.2008 tarihli raporlarında “yeşil” renkle boyalı olarak gösterilen yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hüküm 984 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesi Tüketicinin Korunması Kanununun kapsamını belirlemiş olup, geçit hakkı kurulmasına yönelik davalar tüketici mahkemesinin görev alanına girmediğinden, davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakılması doğru değil ise de mahkemece davanın tüketici mahkemesinde bakılacağına dair bir ara kararı alınmadığından karar başlığına “Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla” yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde düzeltilebileceği anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Mahkemenin geçit kurulmasına ilişkin 28.11.2005 tarihli kararı, dairemizin 30.03.2006 tarihli ve 2006/2895-3680 sayılı ilamı ile “3194 sayılı Yasaya göre ifraz yapıldığına göre çevre taşınmazlar bakımından bir imar uygulamasının yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Bu konu hakkında İl Bayındırlık Müdürlüğünden yazı alınarak dosyaya konulmuş ve ilgili Müdürlüğün yazısına göre imar yolları ile ulaşımın sağlandığı bildirilmiş ise de, keşfe götürülen fen elamanının bunun aksini gösteren görüşü ve gözlemi karşısında çelişkinin giderilmediği anlaşılmıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu….” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma sonrası yapılan araştırmada Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün 27.11.2006 ve 21.04.2008 tarihli yazılarında taşınmazların 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında kaldığı bildirilmiş, Kadastro müdürlüğünün 13.3.2008 tarihli yazısı ile de 985 parselin ifraz krokileri gönderilerek üzerindeki yollar gösterilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda davacı vekili tarafından 04.07.2008 tarihli celsede “Üzerindeki yollar belli olduğundan” denilerek 985 parsel hakkındaki davasından feragat etmiş, mahkemece de bu feragat gözetilerek bu parsel malikleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak fen bilirkişisi …’ın 01.07.2008 tarihli raporunda “Halen zeminde fiilen açılıp kullanılan yol mevcut değildir” denilmekle bir çelişki oluşmuştur. Mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
29.4.1968 tarihli ve 1966/22-1968/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, açılmamış imar yollarının varlığı geçit ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Davalı taşınmazı sınırındaki yolun fiilen kullanılıyor olması, bu yolun resmi olarak yola terk edildiği ve yol olarak kullanıma açıldığı anlamına gelmez. İmar planı kapsamında yol olmakla birlikte, halen özel mülk olma niteliği taşıyan taşınmazı yol olarak kullananlar her an mülkiyet hakkı sahiplerinin bunu önleme tehdidi ile karşılaşabilirler ki bu durumda yol ihtiyacının ortadan kalktığından söz etmek mümkün değildir. Geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda bu hak, taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından aleyhine geçit istenen taşınmazların tamamının davada yer alması da zorunludur. Kesintisizlik ilkesi olarak adlandırılan bu kural gereğince mahkemece mahallinde uzman bilirkişiler bulundurularak yapılacak keşif sonucu alınacak rapor ile yukarıda izah edilen çelişkinin giderilerek, davalı 985 parsel sayıl taşınmaz içerisinde yer aldığı ileri sürülen imar yolunun resmi olarak yola terkininin yapılıp yapılmadığı araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.