YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13861
KARAR NO : 2010/2529
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.05.2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat olmadığı takdirde tapu iptali tescil, karşı davacı … tarafından verilen 17.07.2004 tarihli dilekçe ile de elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali tescil isteğinden vazgeçme nedeni ile açılmamış sayılmasına, tazminat isteminin reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 29.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı-davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.03.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı/davalı vekili Av…. ve Av…. ile karşı taraftan davalı-davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, evlilik birliği içinde edinilen malların birlikte satın alındığı iddiası ile açılan katkı payının tahsili olmadığı takdirde tapu iptali tescil, karşı dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davalı … dava konusu taşınmazın miras yolu ile intikal ettiğini, satın alınan paylarda davacı-karşı davalının katkısı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil davasının vazgeçme sebebiyle açılmamış sayılmasına, katkı payı alacağının kanıtlanamaması sebebiyle reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı- karşı davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-7.10.1953 tarihli ve 7/8 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere; sicilde eşlerden biri adına kayıtlı bulunan bir taşınmazın, gerçekte kendi namına satın alınması gerektiğini ve bedelini de kendisinin verdiğini ileri sürerek kaydın adına tashihini isteyen diğer eşin bu isteğinin kabul edilebilmesi için aralarında Türk Medeni Kanununun 706. maddesi hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Bu nitelikte bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayanıldığından söz edilemez ve ayın (mülkiyet) davası hukuki sebepten mahrum bulunduğundan dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez.
Karı koca arasında mal ayrılığı rejiminin bulunması Borçlar Kanunu uyarınca sözleşme ilişkisinin kurulmasına engel değildir. Evlilik birliği kurulurken bunun … boyu süreceği düşüncesi hakimdir. Bu düşünce nedeniyle de ortak yaşama ve geleceği güvence altına almak amacıyla eşlerin birlikte yatırım yapmaları yaşamın olağan akışına uygundur. Karşılıklı güvene dayalı olarak kurulan evlilik birliği içerisinde eşlerin aralarındaki hukuki ilişkiyi yazılı sözleşmeye bağlamaları beklenemez. Eşler arasındaki işlemlerin HUMK’nun 293. maddesi uyarınca tanıkla kanıtlanma olanağı vardır. Kararlaştırılan anlaşmaya aykırı davranılması nedeniyle tazminat istenmesini önleyen bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı resmi şekilde yapılmış bir belgeye dayanmadığı gibi tescil isteğinden vazgeçmiş olduğundan bu isteme yönelik davanın açılmamış sayılmasına ve dava konusu taşınmazın satın alınması ve bu taşınmaz üzerine davalının verdiği vekaletnameye istinaden inşa edilen binanın bedelinin davacı tarafından ödendiği de kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacının karşı davanın kabulüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; karşı davacı elatmanın önlenmesi ile birlikte 24.05.2003-24.05.2004 tarihleri arasındaki dönemde adına kayıtlı bağımsız bölümün davacı-karşı davalı tarafından rızası dışında kullanıldığını belirterek ecrimisil isteğinde bulunmuş, mahkemece elatmanın önlenmesi ile birlikte bu istek de hüküm altına alınmıştır. Karşı davaya konu olan bağımsız bölümün davalı-karşı davacı … adına kayıtlı 150 ada 3 numaralı parselde bulunduğu sabit olup yanlar arasındaki boşanma davasının 19.04.2004 tarihinde karar verilmiş olduğundan elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğrudur. Ancak, ecrimisl isteğine konu
24.05.2003 ila 24.05.2004 tarihleri arasındaki dönemde yanlar arasındaki evlilik birliği henüz sonuçlanmamış olduğundan ecrimisil isteğinin de karar altına alınmış olması doğru olmadığından temyiz olunan kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak davacı …’e verilmesine 09.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.