Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/14164 E. 2010/189 K. 19.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14164
KARAR NO : 2010/189
KARAR TARİHİ : 19.01.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.01.2007, 17.03.2008 ve 28.01.2009 günlerinde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vd vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava ve birleştirilen davalar ile davacı, 1908 parsel sayılı taşınmazı yararına 1907, 5392, 5391, 5393 ve 1910 parsel sayılı taşınmazlardan Türk Medeni Kanununun 747. maddesi hükmü uyarınca geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıya ait 1908 parsel sayılı taşınmaz yararına 1907, 5392 ve 5393 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 5393 parsel sayılı taşınmaz maliki … ile … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince;
Yukarıda açıklandığı gibi geçit istemlerinin karşılanmasında fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi asıldır. Aleyhine geçit kurulan ve hükmü temyiz eden 5393 parsel sayılı taşınmaz 2831 m2, 1910 parsel sayılı taşınmaz ise 17850 m2’dir. Dosyada bulunan krokiden 1910 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırını takip edecek geçit güzergahından genel yola ulaşma olanağının bulunduğu ve bu güzergahtan kurulacak geçit hakkının fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine daha uygun olacağı anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece yapılan keşif ve inceleme sırasında açıklanan bu güzergah değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak 1910 parsel sayılı taşınmazın yukarıda açıklanan doğu sınırı değerlendirilmeli, geçite elverişli ise bu güzergahtan geçit hakkı kurulmalıdır. Geçite elverişli olmadığının anlaşılması halinde ise şimdi olduğu gibi geçit hakkı kurulmasına karar verilmelidir.
Açıklanan bu yön gözardı edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 19.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.