Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/14352 E. 2010/154 K. 18.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14352
KARAR NO : 2010/154
KARAR TARİHİ : 18.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.06.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava önce haricen sonradan biçimine uygun düzenlenen 20.01.2004 günlü satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı … davaya cevap vermemiş, davalı … davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Çekişme 810 ada 627 parsel sayılı arsa üzerindeki B Blok 3.kattaki 20 numaralı bağımsız bölüme ilişkindir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden çekişme konusu bağımsız bölümün … adına tapuda kayıtlı iken 17.01.2003 tarihinde vekaleten yapılan satışla davalı … adına tapuya kaydedildiği, ancak vekil olan …’ın satışı sahte vekaletnameyle yaptığı iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığı, Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2007 tarihli, 2003/281 esas, 2007/268 karar sayılı ilamı ile vekaletnamedeki sahteliğin saptandığı ve sanıkların mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davadaki davalılar … … ve … o davanın sanıkları arasındadır. Ne var ki; ceza ilamının henüz kesinleşip kesinleşmediği belli değildir. Yukarıda sözü edildiği üzere 20 numaralı bağımsız bölüm tapuda … adına kayıtlı iken 17.01.2003 tarihinde davalı …’ya satış yapılmıştır. Satıştan evvelki kayıt maliki …’a ait mirasçılık belgesi dosyada bulunmadığından bu kişinin hangi tarihte öldüğü, mirasçılarının kimlerden ibaret olduğu da anlaşılamamaktadır.
Türk Medeni Kanununun 599. maddesi uyarınca mirasbırakanın ölümü ile mirasçılar bir bütün olarak terekeyi kanun gereğince kazanır. Dolayısıyla, …’a vekaleten davacıya yapılan 20.01.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi hüküm ve sonuç doğurur. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer hususda davalılardan …’nun Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi hükmü karşısındaki hukuki durumudur. Gerçekten, anılan yasa hükmüne göre tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanılarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur ise de 1024. madde uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi o tescile dayanamaz. Davacı eldeki davayı açmak suretiyle kayıt maliki …’nun kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş sayılacağından ve bu davalı da davayı kabul etmek suretiyle aynı zamanda kötüniyetini de kabul etmiş olacağından davalı …’nin yasanın 1023. maddesi hükmünden yararlanma olanağı yoktur. Diğer taraftan satış vaadi sözleşmesi malik olmayan kişi tarafından dahi yapılabilir.
Bütün bu açıklamalar karşısında yapılması gereken iş; …’a ait mirasçılık belgesini istemek, mirasçılarının kimler olduğunu saptamak, davacıya bu mirasçılara karşı da dava açmak üzere uygun bir mehil vermek, açılırsa davayı eldeki dava dosyası ile birleştirmek, bundan sonra hem davacının haricen satın alma, hem de 20.01.2004 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre durumuna tartışmak, istek hakkında bütün bunların sonucuna göre bir hüküm kurmak olmalıdır.
Yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak somut olaya ve dosya kapsamına uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.