YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14444
KARAR NO : 2010/173
KARAR TARİHİ : 19.01.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.10.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 133 ada 84 parsel 8 numaralı depolu dükkanın maliki olduğunu, davalının deponun bir kısmına mimari projesine aykırı olarak duvar örmek suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemiştir.
Davalı, önceki kiracılar tarafından yapılan duvarın ortak alan üzerinde bulunduğunu, davalıya ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 11.93 m2.lik kısma müdahalenin önlenmesine, duvarın yıkılarak projesine uygun hale getirilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, mülkiyet hakkından kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 683.maddesi gereğince; bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
Dosyada mevcut tapu kaydına göre davacı 133 ada 84 parsel numaralı taşınmazda depolu dükkan olarak kayıtlı bulunan 8 numaralı bağımsız bölüm malikidir. Davalı 9 numaralı bağımsız bölümde 1/2 oranında paydaş olup, bu dükkanın deposu yoktur.
Mahkemece, 10.11.2008 tarihli bilirkişi raporuna değer verilerek, davalının 11,93 m.lik kısma müdahalede bulunduğu kabul edilmiştir.
10.11.2008 ve 23.06.2008 tarihli bilirkişi raporlarında tecavüz edilen kısım yönünden çelişki bulunduğu gibi, tecavüz edilen alanın projeye esas alınarak saptanıp saptanmadığı da anlaşılamamaktadır.
Davacının mülkiyet hakkı kapsamındaki yere elatmanın önlenmesi isteğinde bulunduğu gözetilerek mahkemece, dava konusu deponun fiili durumu değil onaylı projesindeki konumu ve yüzölçümü esas alınarak mülkiyet alanı saptanmalı, davalının bu kısma elatıp atmadığı hususunda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 19.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.